İstanbul İlim ve Kültür Vakfı bir Avrupa Birliği projesine ev sahipliği yaptı.

Üç genç hanımın öncülük ettiği proje, “Kültürlerarası İletişimi Güçlendir, Farklılıkları Kucakla” başlığını taşıyor.

Rukiye Bayram, Ayşenur Osmanoğlu ve Tubanur Tarhan adındaki proje sahipleri, bundan bir ay kadar önce Ukrayna’da Pereyaslav Devlet Pedagoji Üniversitesinin düzenlediği “Demokrasi, İnsan Hakları ve Çeşitlilik” konulu gençlik kampına katılmışlar ve bu kampta İslâmiyet ve Bediüzzaman’ı konu alan sunumlar yapmışlardı.

Bu kez ev sahibi kendileriydi ve bir grup üniversiteli genç Ukraynalıyı kendi projeleri çerçevesinde İstanbul’da ağırlıyorlardı.

Ukraynalı gençler, İİKV’de yapılan çalıştaylarda Bediüzzaman ve Risale-i Nur Külliyatı ile tanıştırıldılar, Suriyeli aileleri ziyaret ettiler ve İstanbul’u gezdiler, bu arada kendi kültürleri ile ilgili paylaşımlarda  da bulundular.

Aralarında yaklaşık bir yıl önce, yine İİKV’nin Ukrayna’da düzenlediği bir toplantı sonrasında Müslüman olan Nikita da vardı.

Proje sahiplerinden Ayşenur Osmanoğlu izlenimlerini Barla Platformuna şöyle anlattı:

Bu hafta hayatımdaki en unutulmaz ve farklı haftalardan biriydi. Ukraynalı ve Moldovalı arkadaşlara ev sahipliği yaptığımız bir proje gerçekleştirdik.

Amacımız farklılıkları kucaklamak, önyargılarımızı kırmak ve kültürlerarası iletişimimizi kuvvetlendirmekti. Fazlasıyla gerçekleştirdiğimizi düşünüyorum.

Proje kabul edildiğinde açıkcası çok endişelenmiştim, çünkü bizim kültürümüzden tamamen farklı  yaşantıları ve alışkanlıkları vardı. Elhamdulillâh tahmin ettiğim kadar zor olmadı; çünkü zaten projemizin konusu da  farklılıkları kabullenme, saygı duyabilme kavramları üzerine kurgulanmıştı.

İstanbul, onlar için başlıbaşına bir farklılıktı. Burada yaşadıkları çoğu şey, bulundukları çoğu ortam; camiler, İslâm kültürü, Türk kültürü, hayatlarında birer ilkti. Hepsini çok ilgi çekici ve güzel buldular. Çoğu İstanbul’un beklentisinin üstünde güzel olduğunu dile getirdi. İslâmiyeti de zannettiklerinden  çok farklı bulduklarını söylediler.

Onlar için en ilginç şeylerden biri, şüphesiz Suriyeli öğrencilerle ve ailelerle tanışmak, onların hikâyelerini dinlemek, hayatlarını görmek oldu. Ukraynalı ve Moldovalı katılımcılar gerçekten Suriye ve Suriyeliler konusunda çok bilgisizdi. Onlarla iletişim kurup istediklerini sormak, evlerine misafir olmak, katılımcıları oldukça etkiledi ve önyargılarını tamamen kırdı.

Bu program boyunca çok fazla güzel şey yaşadık ama son gün Ukraynalı arkadaşlardan birinin sözlerini iletmek isterim:

“Biliyor musun, bu benim hayatımdaki en önemli deneyimlerden biri oldu. Daha önce bir Müslümanla arkadaş olabileceğimi, beraber eğlenebileceğimizi, bir Suriyelinin evine gireceğimi, arkadaş olacağımızı asla düşünmezdim.  Televizyonda Suriye ile ilgili haber görünce beni ilgilendirmediğini düşünürdüm, ama şimdi öyle değil. Hepimiz bu dünyanın çocuklarıyız ve insan olmak hasebiyle aynıyız. Burada Müslümanlara ve İslâma karşı bakış açım çok değişti. Eski düşüncelerimden dolayı kendimden utanıyorum, sizinle tanışmak benim için çok büyük bir şans.”

Bence bu sözler projemizin amacına ulaştığını gösteriyordu.