Tavuklara annelik çok yakışıyor.

Anneliğin hakkını tamamen veriyorlar.

Ve de anneliklerini seyretmek doyumsuz manzaralar sunuyor.

O yüzden ne zaman bir tavuğum kuluçkaya yatmak istese çok heyecanlanırım. Tavukta annelik olarak günlerce temaşa edebileceğim rahmet manzaraları, en az civcivler kadar güzel olacaktır zira.

Bu sene arka arkaya üç tavuğum da kuluçkaya yattılar. Ama ilk ikisi kuluçka süresini tamamlamadan, anlayamadığım nedenlerle vazgeçtiler. Öyle olunca üçüncü gurk tavuğumu ciddiye almadım haliyle. İlk ikisi gibi yumurtaları ziyan edebileceğini düşünerek onun altına yumurta koymadım. Diğerlerinden kalan yumurtaların üzerine yatırdım. Nasıl olsa o da vazgeçer diye düşünüyordum.

Yanılmışım.

Üçüncü gurkun niyeti ciddiymiş. Azimle yatıyordu. Bu kez suçluluk duymaya başladım. O anne olmak istemiş, istikrarla bozuk yumurtaların üzerinde yatmıştı. Ama hayal kırıklığı kaçınılmazdı. O yumurtalardan bir şey çıkacağı yoktu.

Bu duruma bir çözüm düşündük. Onun annelik yapmak için kabarak kanatlarının altına yavru vermek istiyorduk.

Yedi minik civciv aldık.

Onlar da kuluçka makinasından çıkmışlardı ve anne kanadı ne demek, hiç bilmiyorlardı. O yüzden susmamacasına cik cik cik cik diye bağırışıp panik halinde oradan oraya koşuşuyor, ısınmak için birbirlerine sokuluyorlardu.

Tavuk ile civcivleri buluşturmak istiyorduk.

Ama sorun şuradaydı: Araştırmalarımıza göre bir gurk tavuk başka yavruları da kabul edebilirdi ama kendi civcivi de çıkmış olması koşuluyla.

Bizimkisinde ise civciv çıkmadığı gibi çıkacağı da yoktu.

Bu durumda henüz anne olmadan bu yavruları kabul edip kanatları altına alacak mıydı?

Endişeliydik.

Civcivlere zarar da verebilirdi.

Bütün kalbimle ve çaresizliğimle dua ettim:

“Allah’ım! Sen beni anne yaptın da ben anne oldum. Bu  senin rahmetinden. Bu sahiplenmekler, bu merhametler bizden değil. Annelik duygusunu, şefkatini veren sensin. Ol deyince olduransın! Bu tavukcuğa da annelik duygusu ver. Bu civcivler anne bulsun, o da evlat..Ya Rahman! Ya Rahim!…”

Ve bir akşam karanlığında üç bozuk yumurtanın üzerinde yatmakta olan gurk tavuğun altına korkudan titreyerek birer birer koydum civcivleri. Her seferinde önce kızıyor, “ne oluyor burada?” edasıyla kabarıveriyordu. Elim tetikteydi. Yavruyu gagalayacak olsa kaptığım gibi kaçıracaktım. Bir, iki, üç derken dört yavruyu altına yerleştirip, nefesimi tutarak bekledim.

Olmuştu.

Tavuğum yavruları kabul etmişti!

Her duaya cevap veren, her gizli yakarışı duyan, her ihtiyaç sahibinin neye ihtiyacı olduğunu bilen Rabb-i Rahimim o an, orada benim tavuğumu anne yapıvermişti.

İlk dört yavru geceyi sıcacık anne kanatları altında huzur içinde ve sessizce geçirdiler. Tavuğum hepsini kanatları altına almıştı.

Diğer üçü için ise  şansımı zorlamaya korktum. Sonraki akşam tekrar bir operasyon yapacaktım.

Dolayısı ile onlar üç başlarına, annesiz bir 24 saat daha geçireceklerdi.

İşte bu 24 saat, anneli civciv ile annesiz civciv arasındaki farkı öğretti bize.

Bütün rahat ettirme ve sıcak tutma çabalarımıza karşın hiç susmuyorlar, sakinleşemiyorlardı.

Belli ki sıcak su torbası ile tepelerinden sarkan ampülden anne olmuyordu.

Minik gagaları ile yemlerini yeyip sularını içiyorlardı ama sanki cik cik demiyorlardı da “anne anne” diyolardı bana.

Nihayet ikinci akşam oldu ve anne ve diğer kardeşlerle buluşma sorunsuzca gerçekleşti.

Şükür secdesi vacib oldu.

Şimdi artık bana düşen nefis rahmet manzaralarını seyretmek.

Benim kahraman anne tavuğum kendi yumurtlamadığı, üzerine yatmadığı yumurtalardan kimbiir nerede çıkan civcivleri sahipleniyor, koruyor, ısıtıyor, gezdiriyor, yiyecek bulduğunda çağırıyor, şefkatli  kanatları altına alıp uyutuyor.

İşte bunlar hep rahmet!