İnsandaki kusur sonsuz olduğu gibi, acz, fakr ve ihtiyacına da nihayet yoktur.
İnsana tevdi edilen açlık ile nimetlerin lezzetleri tebarüz ettiği gibi; insandaki kusur, kemalât-ı Sübhaniye derecelerine bir mirsaddır.
İnsandaki fakr, gına-i rahmetin derecelerine bir mikyastır.
İnsandaki acz, kudret ve kibriyasına bir mizandır. İnsandaki tenevvü-ü hacat, enva’-ı niam ve ihsanatına bir merdivendir.
Öyleyse fıtratından gaye ubudiyettir.
Ubudiyet ise, dergâh-ı izzetine kusurlarını “Estağfirullah” ve “Sübhanallah” ile ilân etmektir.
— Mesnevi-i Nuriye, Onuncu Risale










