Bir yakarış

HATİCE BİNNUR AVAN DEMİRCİOĞLU Ne büyüksün Sen, ne yücesin Rabbim! Ne renkli Senin eserlerin. Dağda bayırda mis gibi kekiklerin. Kuru toprağından bitme supsulu meyvelerin. Karışık çorak kokulu toprak içinde rengârenk çiçeklerin. Ya o nakış nakış, süslü...

Bir tavuğu izlerken

ŞEYMA GÜR Ben onu gördüm: Cenab-ı Allah kime ne vazife vermişse o vazifeyi sevdirmiş. Severek yaptırıyor, severek çalıştırıyor. Şevk de bir ücret çeşidi. Yaptığı işten lezzet almak da bir prim. Ne muhteşem bir merhamet tecellisi! Misal: kümes halkı.. Hayy...

Bir de böylesi var

TUBA YÜCE Yine bulutlar. Yine İstanbul. Aynı şehir, aynı semâ, fakat bu defa emir farklı. On dakikada şehrin altını üstüne getirmek değil, birer rahmet müjdecisi olarak şehrin üstünde resmigeçit yapmak ve sevimli, mûnis resimler vermek. Zemin...

Valide hanım ve civcivleri

ŞEYMA GÜR Niyetim sadece birkaç yumurta almaktı. Vakit akşam sonrasıydı. “Üç gurk tavuğum var” dedi Huriye, “ne yapsam bilmiyorum, yatırmak istemiyorum.” Gözlerim parladı akşamın karanlığında. “Birine talibim” dedim. Anlaştık. Az sonra Valide hanım, arabamın arkasında “gurk...

Dedemin toprağında

HATİCE BİNNUR AVAN DEMİRCİOĞLU İşte geldim. Köyümdeyim, kökümdeyim. Dedemin evi, ninemin barkı… Babamın babasından kalma ocağı, kulakları çıldırtacak bir sessizlik içindeyim, ve kulakları şenlendirecek börtü böcek nağmelerinde… Görmediğim yüzlerle, kırk yıllık akraba imişim, kan çekmiş, toprak...

Köyümün kuşlarını dinlerken

ESRA KÂĞIT Selâm size köyümün neşeli kuşları! Şen şakrak şakımalarınızla alıp götürüyorsunuz beni çocukluğuma. Özellikle seher vakitlerinde, kabına sığmayan bir çocuk misali, dur durak bilmeden cıvıldaşmalarınız var ya; küçük bir çocukken gün boyu babamdan ayrı kalıp da...

Hava zerresinin sıradan bir günü

ŞEYMA GÜR Yine çok yoğun bugün günümüz. Eselim diye bekler herkes. Tozlaşsın çiçekler. Çoğalsın güzellikler, haydi arkadaşlar! Günlerden fırtına, eselim bir o yana bir bu yana. Biraz şimşek, biraz yıldırım. Müjdeli ra’dı kulaklara taşıyalım. Şu bebeğin anne sesi...

Dalları ağaçtan bir ağaç

ŞEYMA GÜR İstanbul’da, Şehzadebaşı Camiinin avlusunda, asırlar görüp geçirmiş bir ağaç. Gövdesinden geriye pek bir şey kalmamış. Âdetâ bir kabuk… Ama her biri bir ağaç gövdesi kadar olan dallarını taşıyabiliyor ve o dalların ucundaki yapraklar yemyeşil. Lisan-ı haliyle...

Nasibe düşen gök kubbe

FUNDA DEMİRER ardımdan deyin ki, sığamadı şu yer’e hep bir gitme telâşındaydı. gündüz kuşlar, gece yıldızlar onlar çeldiler hep aklını. … Bıkmadın mı? Her gün aynı manzaranın fotoğrafını çekiyorsun, dedi. Her gün aynı değil ki, diye cevap verdi. Her gün aynı değildi ki… Fâtır-ı Hakîm...

Hiçbir renk tek başına güzel durmazmış!

BEYZA NUR Siyah ve beyazın uyumunu fayanslarda, koltuklarda ve çizgilerde tanımıştım. Ta ki onunla tanışana kadar… İstanbul’un boğucu havasına alışık olmayan misafirlerimize biraz hava aldırmak için dışarı çıkmıştık. Parkta bir masa bulup oturduk. En küçük misafirimiz...