BEYZA NUR

Bangladeş Diyanet İşleri Başkanlığı ve İİKV tarafından düzenlenen 1. Risale-i Nur Sempozyumunda, insanlığın bugünkü sorunlarına çözüm olarak Bediüzzaman’ın “manevî cihad” formülü gösterildi.

“Barış ve Huzur İçinde Birlikte Yaşama Sanatı: Risale-i Nur Yaklaşımı” konulu sempozyumun açılışı, Bangladeş’in Dhaka Üniversitesinde 3 Şubat Cumartesi günü yapıldı. Açılışa Bangladeş Diyanet İşlerinden sorumlu Bakan, Diyanet İşleri Başkanı ve Başkan Yardımcısı, müftüler ve âlimler ile İİKV İcra Kurulu Başkanı ve İsparta milletvekili Said Yüce, Prof. Dr. İshak Özgel, Prof. Dr. Alparslan Açıkgenç, Colin Turner ve 100 kadar özel davetli ve milletvekili katıldı.

Kur’an tilâveti ile başlayan açılış oturumunda ilk konuşmayı Bangladeş Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Khızır Hayat Khan yaptı. İnsanlığın karşı karşıya bulunduğu problemlere dikkat çeken Khızır Hayat Khan, “Günümüz insanının anlayabileceği bir şekilde Kur’an’ın reçetelerini sunmak bizim en büyük vazifemiz olmalıdır” dedi.

Bediüzzaman Said Nursî’nin ve yaşadığı hayatın bir meyvesi olan temel eseri Risale-i Nur Külliyatının bu soru ve sorunlara cevaplar bulmaya çalışan çok önemli bir kaynak olduğunu dile getiren Khızır Hayat Khan, bireysel, toplumsal ve küresel sorunların çözümünün insanın kâinata bakış açısı ile alâkalı olduğunu ifade etti.

Bediüzzaman’ın kendisine eziyet edenlerin de imanlarının kurtulmasına çalıştığını, hiçbir zaman intikam hissi taşımadan onlara da hakkını helâl ettiğini anlatan Khan, son yıllarda İslâm dünyasında şahit olduğumuz çok acı bir durumla karşı karşıya olduğumuzu söyledi.

Khan, bu durumu “Müslümanın Müslüman’ı katlettiği, ölenin de öldürenin de Allahu ekber dediği ve insanların mezheplerine göre kutuplaştığı, birbirlerini düşman ilân ettiği, belki de İslâm tarihinin en acı sahnelerini izliyoruz. Müslümanlar olarak bu soruna acil çözüm bulmamız gerekmektedir” cümleleriyle açıkladı ve “Bediüzzaman’ın ‘manevî cihad’ ya da diğer bir ifade ile ‘kalemle cihad’ anlayışı bize bu konuda yol gösterebilir” dedi.

İstanbul İlim ve Kültür Vakfı İcra Kurulu Başkanı ve Isparta Milletvekili Said Yüce de konuşmasında İslâm dünyasının bugün içinde yaşadığı iki problemin “ırkçı unsurlar içeren etnik milliyetçilik ve mezhepler arasında gerçekleşen çatışmalar ve savaşlar” olduğuna dikkat çekti. “Bediüzzaman bir hekim gibi bu hastalıklarımızı da teşhis etmiş ve Kur’an eczahanesinden bizlere ilâçlar sunmuştur” diyen Yüce, sözlerine şöyle devam etti:

“Bediüzzaman ırkçı anlamda, toplumsal hayatı perişan eden etnik milliyetçiliği reddetmiştir. Onun ‘menfi milliyet’ olarak adlandırdığı bu türlü bir milliyetçilik, kendi milletinin diğer milletlerden üstün olduğunu iddia etmekten kaynaklanan olumsuz ve zararlı milliyetçiliktir. O şöyle der: ‘Fikr-i milliyet iki kısımdır. Bir kısmı menfidir, şeametlidir, zararlıdır; başkasını yutmakla beslenir, diğerlerine adavetle devam eder, müteyakkız davranır. Şu ise muhasamet ve keşmekeşe sebeptir.’

Bediüzzaman’ın “Müsbet milliyet, hayat-ı içtimaiyenin ihtiyac-ı dâhilîsinden ileri geliyor. Teavüne, tesanüde sebeptir; menfaatli bir kuvvet temin eder, uhuvvet-i İslâmiyeyi daha ziyade teyit edecek bir vasıta olur” şeklindeki tesbitlerini hatırlatan Said Yüce, “Bizim bizim hakikî milliyetimiz İslâmiyettir. Bu milliyet hepimizi bir arada tutan bir milyardan fazla mensubu olan bir milliyettir” dedi.

Açılışta Türkiye’den İstanbul İlim ve Kültür Vakfı aracılığıyla katılan Prof Dr. İshak Özgel, Prof. Dr. Alparslan Açıkgenç ve İngiltere’den katılan araştırmacı Colin Turner de birer konuşma yaptı. Bangladeş’ten katılan konuşmacı ve misafirlerin ilgiyle karşıladığı sempozyum, farklı kurumlarda yapılacak olan çeşitli oturum ve programlarla itibaren 6 Şubat’a kadar devam edecek.