BEYZA NUR ARI

Bediüzzaman 1953’te onun Fatih Çarşamba’daki evinde üç ay kadar misafir olarak kaldı. Ve Üstad’ın kendisine “Fırıncı” diye hitap etmesinden sonra da adı “Fırıncı Ağabey” olarak kaldı.

Bediüzzaman Said Nursî Hazretlerinin talebesi ve İstanbul İlim ve Kültür Vakfı Mütevelli Heyet Başkanı Mehmet Nuri Güleç (Fırıncı Ağabey), Risale-i Nur’un neşredilmesindeki sür’atli ve meşakkatli yolculuğu, kendi hatıralarıyla anlatıyor.

Mehmet Nuri Güleç kimdir?
Mehmet Nuri Güleç 1928’de Bursa’nın İnegöl ilçesine bağlı Yenice Müslim köyünde doğdu. O sırada babası fırıncılık yapıyordu. Bediüzzaman Said Nursî’nin adını ilk olarak babasından duydu. Babası Çarşamba’daki Kovacı Dede Medresesinde talebe iken Üstadın İstanbul’a gelişini, “Şarktan genç bir âlim geldi, hiç kimseye sual sormuyor, bütün suallere cevap veriyor” şeklinde dilden dile dolaşan iştiharıyla işitmişti.

1946 yılında, Necip Fazıl Kısakürek’in neşrettiği Büyük Doğu dergisinde 5-6 sayı boyunca Üstad’ın hayatı tefrika edilmeye başlayınca, Mehmet Nuri Güleç, babasının  gür bir sesle “Dünyada bundan daha büyük bir âlim yok, bütün meseleleri bilen zat bu!” diye haykırarak Bediüzzaman Said Nursî’ye duyduğu hürmet ve hayranlığa şahit oldu. O zamanlar büyük bir merak ve hayretle babasını dinleyen Mehmet Nuri Güleç, yıllar sonra Bediüzzaman Said Nursî ile tanıştığında babasının sözlerini tekrar hatırlayacak ve ne demek istediğini o zaman anlayacaktı.

Nur Talebeleriyle ne zaman tanıştı?
Mehmet Nuri Güleç, köyden arkadaşı olan Hafız Nuri ile beraber kaldıkları zamanlarda namaz kılıyorlardı fakat hiçbir şey bilmiyorlardı.  Nuruosmaniye Camiine gittikleri bir vakitte, kafasına takılan bir soruyu camiin müezzini olan Enver Galip Ceylan Hocaefendiye sormasının ardından “Seni Risale-i Nur talebeleri ile tanıştırayım mı?’ cevabını aldı.

Nur talebeleriyle bu vesileyle tanışan Fırıncı Ağabey, böylece, 1949’da dahil olduğu Risale-i Nur’un tarihine şahitlik ediyor, birçok ağabeyle birlikte o da o zamanın zorluklarına karşı iman hizmetini korumaya çalışıyordu. Bediüzzaman 1953’te onun Fatih Çarşamba’daki evinde üç ay kadar misafir olarak kaldı. Ve Üstad’ın kendisine “Fırıncı” diye hitap etmesinden sonra da adı “Fırıncı Ağabey” olarak kaldı. O günden yetmiş yıl sonra da Mehmet Nuri Güleç artık o isimle tanınacak, Risale-i Nur hizmetlerinde, eserlerin bilhassa dış dünyada tanıtılmasında büyük hizmet ve gayretleri sebkat edecekti.

Mehmet Fırıncı Ağabey’in tanıklığında Risale-i Nur’un tarihi
Yıllardır Bediüzzaman Said Nursî ve Risale-i Nur hakkında birçok kitap yazıldı. Bediüzzaman Said Nursî’nin ve Nur talebelerinin bu ciltlere sığmayacak kadar bereketli ömürlerinde Risale-i Nur’un tarihini nasıl yazdıklarını ve bu tarihi yazarken sırf Allah’ın rızasını kazanmak ve insanların imanını kurtarmak için hangi meşakkatlere katlandıklarını, bir seri halinde ve soru ve cevap şeklinde bölümlerle yayınlanmaya başlayacak olan röportajlarda, bu zorlukların bir kısmını bizzat onlarla beraber yaşamış olan Fırıncı Ağabeyin kendi hatıralarından dinleyeceğiz.

Fırıncı Ağabeyin hatıralarını sitemizin “Risale-i Nur tarihi” bölümünde görüntülü olarak izleyebilirsiniz.