AYŞE BİNGÜLER

Dinimizin şiârı ezan-ı Muhammedî ne hoş, ne tatlıdır!

Beş vakit minâreden kulağımıza gelen sada.

Günlük koşturmalar ve telaşlar arasında bizi huzura davet eden çağrı.

Ne büyük nimet ve saadet!

Ezanın işitilmediği bir beldede daha iyi anlarsınız kıymetini. Bir yurtdışı seyahatinden dönenler, ezan-ı Muhammediyi özlemiş olarak gelirler. Her nimet gibi yokluğunda anlaşılır değeri.

Madem ki şiârıdır İslâmiyetin, ne büyük devlettir onu işitmek, ona tazarru ve saygıda bulunup sessizce kulak vermek, dinlemek!

Her cümlesini ya aynen veya sünnette tarif edildiği üzere “Havl ve kuvvet Sendendir, sadakte” diyerek tasdik etmek.

Belki bir temizleniş beş vakitte; aynen çağırdığı namazın yaptığı gibi. Bilinçaltını bütün kirlerden, paslardan ve izlerden temizleyen… Sahabe-i güzînin ezana hürmetlerini görsek, eksikliğimiz bir o kadar ortaya çıkacak. Herşeyi bir yana bırakıp hareketsiz lezzetle dinleyemiyor olsak da dokunaklı ve içten okunan bir ezana da bîgane kalamıyoruz çok şükür. Ama kulluğa ve kurtuluşa çağrıya herkesin cevabı da farklı.

Meselâ ayak ayak üstüne atmış bir kişinin ezanı işitince oturuşuna çeki düzen vermesi, bir diğerinin boş konuşmasını kesip dinlemeye geçmesi ne hoş görüntüler oluşturuyor İslâm beldelerinde!

Yıllar önce akademik bir toplantı sırasında, kendi ihtisas dönemimde hocam olan bir tıp profesörünün benzer bir toplanma hareketi dikkatimi çekmişti. “Maşaallah” demiştim içimden sevinerek.

Oysa son günler ve haftalarda gözlemlediğim, seyrettiğim bu ezan saygısı bir insandan değil, ruh taşıyan bir mahlûktan. Her bir cümleye kafasını yukarı kaldırıp huzurlu bir ses tonu ile cevap veren, ezan sonuna kadar bu halde  devam eden,  ezan bitince genellikle ayağa kalkıp yerini değiştiren bir köpekten. Ezan okunurken “Huuu” diye hoş bir sesle açıkça tasdik ediyor. Yüzünde mutluluk, huzur ifadesi. İnsanların bîgâneliklerini telafi edercesine, Rabbini bildiğini hâliyle ve diliyle ilân edercesine…

Bilmem köylerde ve küçük beldelerde de böyle mi yapar köpekler? Ama kesinlikle haykırıyor ki, “Siz akılla ve şuurla donatılmış ve arzın halifesi olmuş iki ayaklı mahlûklar bana bakın, örnek alın! Ben necis damgası taşıyan ve sahibine çok perestiş eden bir varlık olsam da ezana ne hoş karşılık veriyorum. Bakın bana ve bir ibret çıkarın! Namaza koşun ve Rabbinize sunun bütün perestişlerinizi. ‘Elhamdülillâhi Rabbi’l-Âlemîn’ deyin! ‘Ettehiyyatu’ deyin, Ben zişuur olmadığım halde bakın ne vaziyet gösteriyorum!”