HATİCE BİNNUR AVAN DEMİRCİOĞLU

Bu cümlelerdeki duyguyu hissettiren o kadar çok şey varki yaşadığım bazı anlarda.

Ne çok uykusuzluk çeker bebek büyütenler… Hem uykusuzluk, hem yorgunluk, hem kendine zaman ayıramamazlık, öyle ki, belki de aylarca bir yudum sıcak çay içememezlik …

Bir uyusa dünyalar annenin adeta. Öyle sersemlik verir ki bazen hazır uyumuşken bu serbestlik düşüncesi; ben de uyusam mı, çay mı demlesem, yoksa bir türlü fırsat bulamadığımdan biriken işleri mi yapsam diye karar veremezken,  birden uyanıverir de tüm heves kalır kursağımda, tüm niyetlenen şeyler de hayal olur.

En çok da İstanbul’da Anadolu yakasından Avrupa yakasına geçerken bu his tavan yapar bende. Tam köprünün orta yerinde sağa mı baksam yoksa sola mı, Adalar mı Beykoz yönü mü, nerden başlasam da bitirsem, bu manzarada hiç gözümün değmediği yer kalmasa derken, daha odaklanamadan bir yerde Köprünün son ayaklarında bulurum kendimi; bir de bakmışım ki Köprüyü sular seller almış.

Bir kitapçıya gitsem onu mu alsam bunu mu, birkaç tane alınca da ondan mı başlasam, bundan mı derken bu zaman içinde kimbilir kaçıncı sayfaya gelirdim bilmem.

Onu mu alsam bunu mu, şunu mu taksam bunu mu…

Aklımda sırasını bekleyen birçok gerçekleşmeye hazır eylem ve tez canlılıktan mı bilmem bir türlü sırası gelipte gerçekleşemeyen ya da geç kalan türden şeyler…

Gelip geçiyor, sabah doğan güneş batmaya gidiyor. Bu kararsızlık, bu hepsini birden tatma hevesiyle heyecanlı haller çoğu zaman anı yaşayamadan tatsızlaştırıyor. “Hepsi” derken elde olan da zaman aşımına uğruyor.

Fırsatlar tükeniyor bazen, belki de hakkını veremeden elden kaçıveriyor.

Sayılı gün çabuk geçiyor, içindeki zenginlikleri hakkıyla hazmetmek yerine sabırsızlık göstermek zorlaştırıyor, bazı şeylere hakkını kaybettiriyor.

Bugün, şu gün derken, şimdi, az kaldı diye söylerken, ha bugünler ha yarınlar bir türlü gelmiyor bazen de.

Halbuki güneş  doğuşuyla o gün zaten doğuştan zengin. Sadece bir günün içinde sunduğu fırsatlarıyla bile zaten dört yanımı sarmış.

Ya geçerse zaman dönüp bakamadan tüm vesilelere rağmen, ya biterse bir ömür içindekilerin kıymetini bilemeden?

Sağa sola dalıp daha iyisini ararken eldeki de ya  giderse?

Bir ömür tek başına zaten en büyük hediye… Sağa sola gereksiz takılıp önündeki ömrü heba etmeden onu kılavuzuna göre hareket ettirirsen, güzeline, en dolusuna götüren bir sermaye…