ŞEYMA GÜR

Yaşayan Tefsir programının geçen haftaki misafirleri, 18 yaşında İslâmı seçen Ukraynalı bir gençten, Risale-i Nur’un İslamofobi ile nasıl baş ettiğini dinlediler.

Programın konuklarından Nikita (Mykyta) Barkovski (yeni adıyla Fatih), İİKV Genel Merkezinde düzenlenen programda, İslâmiyeti seçmesiyle sonuçlanan süreci anlattı.

Ukrayna’nın en eski üniversitesinde felsefe ve teoloji okumakta olan Fatih, bir yıl önce üniversitesinde düzenlenen bir konferansta ilk kez Risale-i Nur’dan haberdar olmuş, büyük bir merak ve ilgi ile eserlere yönelmiş ve hemen okumaya başlamıştı.

“Nur hakikatlerinin aklıma hitap ettiğini gördüm; bu çok ilginçti” diyor ilk izlenimlerini anlatırken.

O zamana kadar, Ukrayna’da yaşayan diğer pek çok kişi gibi onun da kafasında İslâmiyet ve Müslümanlarla ilgili pek çok önyargı vardı. Risale-i Nur okumalarının ardından Müslümanları yakından tanımak istedi. Atlayıp İstanbul’a geldi. Burada camileri dolaştı. Ezanları dinledi. Müslümanlarla tanıştı ve ilk kez Risale-i Nur dersinde bulundu.

Ve Müslüman oldu. Müslüman olmakla da kalmadı. İstanbul’da keşfettiği bu yeni dünyadan kendi çevresini de haberdar etmeliydi.

“Türkiye’de umduğumu buldum,” diyordu. “Büyük bir heyecanla Ukrayna’ya dönüp öğrendiklerimi  anlatmak istedim.”

Risale-i Nur’un niçin Fatih’i bu kadar cezbettiğine gelince:

“Okumalarım devam ettikçe Risale-i Nur’un sadece aklıma değil, kalbime de hitap ettiğini gördüm. Biyolojik vücudumuz yiyeceklere ihtiyaç duyduğu gibi, akıl ve kalbimizin de Risale-i Nur’daki hakikatlere  ihtiyacı var. ”

Risale-i Nur okuyanlarda İslamofobi kalmıyor

Fatih bir yandan Risale-i Nur okumalarına devam ederken, diğer yandan Bediüzzaman’ı daha yakından tanımak istedi. Risalelerini hangi sâiklerle yazmıştı?

“Bediüzzaman çok zor bir hayat yaşadı. Bir çok problem ile karşı karşıya gelmişti. O bu problemlerin içinde boğulmadı, dâima insanlığa nasıl faydalı olacağını düşündü. Kendi yaşadığı zorlukları değil, insanların dertlerini dert edindi. Bunu örnek almalıyız.”

Fatih, Müslüman olduğunu öğrendiklerinde ailesi ve arkadaşlarının şaşkınlık ve endişe yaşadıklarını, ama onlarla iyi ilişkilerini hiç bozmadan devam ettirdiğini söyledi. İnsanlar onun normal bir hayat yaşamaya devam ettiğini görünce rahatlamışlardı.

Çevresinde çok az Müslüman olan Fatih, Hıristiyan ve Budist arkadaşları ile bir araya gelip, Risale-i Nur okuyor ve onların da en temel sorularına Risale-i Nur’da cevap bulduklarını gözlemliyor.

“Biz kimiz? Ne yapıyoruz? Bu dünyada ne yapmalıyız, dünya için ne yapmalıyız? Risale-i Nur bu sorulara cevap veriyor. Risale-i Nur okuyanlarda İslâmiyet hakkında ön yargı kalmıyor.”

Bir hayatımız var, onu da Allah için yaşamalıyız

Bir soru üzerine en çok Birinci Söz’den etkilendiğini söyledi.

“Her şey ‘Bismillâh’ diyor ve Allah adına işliyor. Ben de bir şey yaptığım zaman bunu ne için yaptığımı anlıyorum. Bir hayatımız var. Onu da Allah için yaşamalıyız. Kur’ân bize bu hayatta nasıl yaşamamız gerektiğini anlatan kitaptır.  Risale-i Nur Kur’ân’ın aynasıdır, Kur’ân’ı anlamamıza yardım eder.”

Hedefim Risale-i Nur’u ve Müslümalara Ukrayna insanına tanıtmak

Fatih, bir başka soru üzerine, bundan sonra hedefinin, Ukrayna’da İslâmiyet ve Müslümanlar ile ilgili olumsuz ön yargıları kırmak, Risale-i Nur’u tanıtmak ve bu amaçla makaleler yazmak olduğunu bildirdi.

Risale-i Nur’un, her hangi bir ayırım yapmadan tüm insanlara hitap edebildiğini, Ukrayna halkının sorularına ve ihtiyaçlarına da cevap verme potansiyelinde olduğunu söyledi.

Türk halkına da bir görev yükledi Fatih: “Risaleleri orjinalinden okuyabildiğiniz için çok şükretmeli ve bizlere de yardım etmelisiniz. Çok okumalı ve dünyaya anlatmalısınız.”

Sözlerini, çok misafirperver ve arkadaş canlısı bulduğu, aralarında mutlu olduğunu bildirdiği Türklere, kendisini Risale-i Nur ile tanıştırdıkları için teşekkür ederek bitirdi.

İİKV’nin bir sonraki “Yaşayan Tefsir” seminerinde Ukrayna’dan Liana Vinichuk  Risale-i Nur’u tanıma İslâmiyeti kabul etme sürecini anlatacak.