HATİCE BİNNUR AVAN DEMİRCİOĞLU

Bir lokma pasta yedim, tadı damağımda kaldı. Lokmamı büyüttüm, bir dilim pastaydı bu kez yediğim. Bu tad geçmesin istedim, hiç bitmesin. Dilimimi de büyüttüm. Yuvarlak bir pastaydı önümdeki. Tatlı, çikolatalı, fıstıklı lezzeti olan bir dilimin tadı dilimde kalsın istedim. Yuvarlağı da bozulmasın… Nasıl yapacaktım bilemedim. Bitirmeden yiyemezdim. Bitmesin diye de yememezlim edemezdim.

Hep böyle sanki isteklerim. İstediğim bitmesin.

En sevdiğim simitçiden o simitleri almak için yolun uzunluğuna aldırış etmeden kaç kez gitmişimdir Bağdat’a değilse de Bağdat simidinin satıldığı yere. Hic üşenmeden yol aldığım simitçiye vardığımda artık benim dediğim simitler elimde. Yersem bitecek, bitmeyecek dersem yenmeyecek. Dayanamadım yine yedim. Yuvarlak simitler de bitti yuvarlak pasta gibi kaç kere.

Hep bitti, hep tükendi. Yuvarlaklardan eser kalmadi.

Kaç kere gittim markete, kaç kilo aldım bilmem en sevdiğim eriklerden. Zamanı çok çabuk geçen, gelmesi için çok zaman beklenen yuvarlak caanım eriklerden. Tam da zamanı, işte marketteki yerinde. Aldım elime fakat bitmesin, zamanı geçince de elimde kalsın dersem bunca zaman boşuna mı bekledim? Yersem yine daha çok beklerim. Ne fayda, canım çekti bir kere yusyuvarlak can eriklerden. Yedim bitti. Yuvarlağı şekilden şekile girerek tükendi.

Sonra hep yediğim o tatlı lokmayı bir lokmada yedim, yine bitti.

Bu yuvarlaklar niye böyle yapıyor? Niye hem hep güzeller, hem de hep biterler? Yoksa bize hep şaka mı yapıyor; “Ce!” deyip de bir kez görünüp sonra kaçıyor, yuvarlak dünyamızı başımıza yıkıyor, yine yuvarlak bir başka meyve olan yeni dünya bu kez de yuvarlanırken mideye?

Bitmese ya, hiç gitmese. Döne döne bu yuvarlak dünya da nereye gidiyor?

Elimde kalan pastanın tarifi, fırında duran simidin mayası… Lokmanın şerbeti, tabağımda arta kalan eriğin, meyvelerin çekirdekleri. Damağımda da lezzetleri…

Deli mi bu Dünya, döne döne dönerken içindekilerle bitecekse nereye?

Her meyvede bir çekirdek, her çekirdekde bir hazine… Simit bile mayasında saklı.

Dünya ne deli ne divane. Dünya sadece bir misafirhane. Ben değilim ki dünyaya sahip. Buna dertlenmek ne divanece!

Bitmesini istememekse derdim, bu, bu nimeti Veren’i tanımakla mümkün.

O’nun hazinesi sonsuz… Hiç bitmez, hiç de tükenmez. Bunu bilmek bile tattırıyor nimetin üstünde bir lezzet olduğunu… Benim nimetlendiğim her şeyin sahibi sonsuz kerem sahibi. O sonsuzken biter mi hiç hazinesi?

Onun ihsan ettiği şeylerden nasiplenmek, buna şükredebilmek nimetlerin en lezzetlisi…