ŞEYMA GÜR

Nerede olursak olalım, namazımızı Kâbe’ye dönüp kılarız. İmkân bulursak onu tavaf ederiz. Mümkün olursa dokunmak isteriz. Ona bakmak bile güzeldir, sevaptır, şifadır. Ona hürmetimiz sonsuzdur. O, Rabbimizin emriyle inşa edilmiş beyttir. Yol bulanların ziyaret etmesi  farz olan mabeddir. Ona hizmet etmek de, onu ziyaret edenlere hizmet etmek de şereftir. Ona zarar vermeyi aklımızın ucundan geçirmek şöyle dursun, ona zarar gelmesi ihtimali bile yüreğimizi hoplatır.

Âmennâ..

Şimdi bir de şu hadis-i şerife bakalım:

Abdullah ibni Ömer (r.a.) anlatıyor:

Resulullah’ı (s.a.v.) Kabe’yi tavaf ederken gördüm. Şöyle diyordu:

“Ne hoşsun, kokun ne hoş senin! Ne büyüksün, hürmetin ne büyük senin! Ama Muhammed’in nefsi elinde olana yemin olsun ki, mü’minin Allah katındaki hürmeti, senin hürmetinden daha büyüktür. Allah onun malını, canını ve hakkında hayırdan başka bir zan beslemeyi haram kılmıştır” (İbni Mâce, Fiten: 2).

Üzerine bir de Hacc suresinin 30. âyetine bakalım: 

Kim Allah’ın hürmet edilmesini istediği şeylere saygı gösterirse bu onun için Rabbinin katında hayırlı olur.

Bu âyeti ve bu hadisi duyduktan sonra durup düşündüm.

Tek şart, mü’min olmak.

Yani kalbinde Allah’a iman olan bir insan, sırf bu iman dolayısı ile Kâbe’ye gösterilenden bile fazla  hürmeti hak ediyor. (Allah’a iman edene bu kadar hürmet icab ediyorsa Allah’a nasıl bir hürmet gösterilmeli!..)

İman öylesine bir cevher! İnsanı insan eden, insanı sultan eden, mükerrem eden…

Bırakın canına, malına zarar vermeyi, o mü’mine su-i zan etmeyi bile haram ediyor onun Rabbi.

İşte o mü’min, sabah akşam karşılaştığımız, belki selâm bile vermeden geçip gittiğimiz komşumuz.

O mü’min, alışveriş yaptığımız, aynı otobüse bindiğimiz, aynı yolda yürüdüğümüz, aynı safta namaz kıldığımız vatandaşımız.

O mü’min, dünyanın öbür ucunda zulme uğradığını uzaktan uzağa duyduğumuz din kardeşimiz.

O mü’min, o çok mükerrem Kâbe’yi beraber tavaf ettiğimiz hacı.

O mü’min, canını memleketimize zor atan mülteci.

Onun üzerine titremeliyiz.

Onun kalbini kırmaktan ödümüz kopmalı.

Tabir câiz ise ona hürmet etmek, onun kalbine o iman nurunu koymuş olan Cenab-ı Allah’ın hatırını saymaktır. Onun hesabınadır.

Mü’minlerin biribirlerine böyle baktıkları bir dünya hayal ediyorum.

Hayali cihâna değiyor.