ŞEYMA GÜR

Geldim gidiyorum.

Ne gördüm, ne buldum?

Fırsatım olur-olmaz, kayda geçsin istedim.

Ben dünyada hep bir ikram-ı ilahî buldum.

Duâ ettim kabul oldu, minnet duydum. Duâ ettim, ayniyle kabul olmadığında nice hayır gördüm, memnun oldum.

Gün gördüm, hamd ettim, bereket gördüm.

Daraldım, darlandım, baktım ki kurbiyet-i İlahîyeye kestirme yollar burada, rahmeti buldum.

Aile buldum, evlât buldum, geçmişte, gelecekte, hâzır günümde dostlar buldum, muhabbeti tâlim ettim, muhabbetle imtihan olundum.

İlimden nasibim ziyade değildi ama ilim sahiplerini gördüm. Balım yoktu ama ağalar bal yerken gördüm, pek lezizmiş anladım. İlmi, ilim sahiplerini, ilmini hilmine katanları seven oldum.

Kuvve-i zâikama ikram edilenlere hayret ettim, aşkla yedim, çok kaçırdım, mahcub oldum.

En çok nefsimden çektim, Rabbime şikâyet ettim. Tevbe kapısını açık buldum.

Aczimde kuvvet buldum, fakrımla zengin oldum. Kusurumu gösteren Allah Teâlâya hamd ü senâ ettim.

Hayatı çok kıymetli gördüm, acısı da tatlıdır bildim.

Ne zaman seslendimse “Allahım!” diye, cevap buldum.

İnsanlar çok, hayatlar çok, tarzlar çok, hikâyeler çok, memleketler çok, farklılıklar çok. Karmakarışıklık içinde tevhidi buldum.

Bütün mahlukâtı “Allah hû Allah” söyler buldum.

Toprağın üstünde çok nimetler, çok güzellikler, çok ikramlar gördüm, tattım, sevdim. Toprağın içini de sevdirsin diye Rabbim, duâdayım.