MERYEM ŞİMŞEK

Risale-i Nur dersimizde Münire teyzemiz kırk elli sene önceki hatıralarını anlatırken (http://barlaplatformu.com/2017/10/25/boyle-yaslanmayi/) bizi o günlere götürdü. Bu arada ben de kendi geçmişimi hatırladım. Yani babamla geçirdiğimiz çocukluk günlerimi.

Rahmetli babacığım İhsan Eren halis bir Nur talebesiydi. Yıllar sonra o günleri hatırladıkça, onun ne kadar müttakî ve ihlâslı bir kimse olduğunu daha iyi anlıyorum. İlkokul yıllarımızda ablalarım ve kardeşlerimle bize sırayla Risale okutur, kendisi de dinlerken büyük bir keyif alırdı. Nasıl bir mutluluktu babamızın o anlarda yaşadıkları!

Sözler’i, Lem’alar’ı, Barla ve Kastamonu Lâhikalarını küçük yaşlarımızda okuyup bitirmiştik. O zamanlar 60’lı, 70’li yıllardı, Külliyat öyle açıkça raflarda durmazdı. Daha çok küçük el kitaplarından okurduk. Büyük kitapları ise okur okumaz saklardık. Korkudan mı, hayır. O’nu bulan neden korkar ki! Babam o günlerde başından geçen bir tutuklanma hadisesini iftiharla anlatırdı:

Birgün babam bir arkadaşıyla Erzincan’ın Çayırlı ilçesine, esnafa Risaleleri tanıtmak için gidiyor. Birkaç gün sonra, berberde tıraş oluyorken polisler geliyor, babamı ve arkadaşını karakola götürüyor. Böylece on gün tutuklu kalıyorlar. Babam bu hadiseyi mutlulukla anlatır, “Ben de Üstadım gibi medrese-i Yusufiyede kaldım” derken gözleri ışıl ışıl olurdu, otuz iki dişi görünecek şekilde gülerdi sanki sarayda kalmış gibi.

Biz 7-8 yaşlarımızda Kur’ân’ımızı okumayı öğrenmiştik. Yaz tatillerinde camide okumamızı ilerletirdik. Ablalarım ise Kur’ân-ı Kerim’den epey bir kısım ezberlemişlerdi.

Rahmetli babam tesettür, namaz ve diğer ibadetler konusunda hassasiyetle dururdu. Namaz tesbihatını yaparken bütün kardeşler onun etrafında diz dize oturur, küçük avuçlarımızı açarak dualarımızı yapardık.

Hiç unutmam, evin badana-boyasını yapıyorduk. O gün de Nur dersi vardı. “Hemen üstünüzü değişin, derse gidin, gelince devam edersiniz” dedi. Dersleri kaçırmamızı hiç istemezdi. “Çocuklar, bir sıkıntınız mı var? Aç Kur’ân oku, aç Risale-i Nur oku” der, Risale-i Nur’ların manevî bir Kur’an tefsiri olduğunu bize anlatırdı.

Şimdi o zamanları hatırladıkça, babamıza ve annemize olan özlemimiz daha da artıyor, dilimizden Fatiha’lar ve rahmet duaları dökülüyor.