ŞEYMA GÜR

“Hâlâ Üstad’a ait bir şey görünce aklım gidecek gibi oluyor.”

Risale-i Nur ve Said Nursî hakkındaki araştırmaların öncü ismi Necmeddin Şahiner, yarım yüzyılı bulan araştırmalarının bugün kendisinde uyandırdığı heyecanı bu sözlerle özetledi.

Necmeddin Şahiner, 4 Kasım Cumartesi günü İİKV’de düzenlenen toplantıda, araştırmalarından kesitleri kalabalık bir dinleyici kitlesiyle paylaştı.

Said Yüce’nin moderatörlüğünü yaptığı programda dinleyiceler arasında canlı şahitler de olunca renkli ve neşeli anlar yaşandı.

Çocukluğundan itibaren okumaya, araştırmaya, yazmaya meraklı olduğunu söyleyen  Şahiner, o günlerde gazetelerde bolca yer alan Said Nursî haberlerinin merakını kamçıladığını, “Nurculuk nedir, Said Nursî kimdir?” sorularının peşine düştüğünü  anlattı.

Bulduğu ilk adres olan Nazım Gökçek, kendisine önce Eşref Edip merhumun Hz. Üstad hakkında yazdığı küçük kitapcığı, ardından da Tarihçe-i Hayat’ı vermişti. Böylece  Şahiner’in Bediüzzaman hakkında araştırmalar yapma, bilgi ve belge toplama macerası başlamış oluyordu.

“Bir işi seviyorsanız, rüyanızda görmeniz lâzım” dedi  Şahiner. Kendisi de Bediüzaman’a dair her şeyi çok sevmiş ve  bir ömür boyu peşine düşmüş.

Necmeddin Şahiner’in anlattığı hatıralar arasında, Bediüzzaman’ın 3 Ocak 1960’da İstanbul Piyer Loti otelinde namaz kılarken çekilmiş iki fotoğrafını ele geçirme hikâyesi de vardı.

1959’un son günü Cağaloğlunda Molla Fenari sokağındaki Nadir iş hanında otururken, o günlerde iflâsın eşiğinde bulunan Akşam gazetesinin  bir çalışanından ellerinde Said Nursi dosyası olduğunu duymuş, hemen harekete geçerek  şiddetle ihtiyaç duydukları  bir iki bobin kağıt karşılığında o dosyayı almıştı. O tarihî resimler işte o dosyanın içindeydi.

O fotoğrafların çekiliş hikayesini ise dinleyiciler arasında olan Fırıncı Ağabey anlattı.

Fotoğrafı çeken gazeteci , Bediüzzaman’ın kaldığı odanın yan balkonundan geçmiş, ama Fırıncı ağabey engeli ile karşılaşmıştı. O sırada duruma muttali olan  Zübeyir ağabey ise “Bırak bir haşmetle çıksın Üstadımız” diyerek izin vermişti.

Bir başka sefer, Nevzat isimli bir arkadaşı, Barla’daki Yokuşbaşı mescidindeki bir budak deliğinden çekip çıkardığı bir kâğıt parçasını getirmişti. Bu kâğıt parçası üzerinde, Mektubat’ta geçen tavuk bahsi, Bediüzzaman’ın el yazısı ile yazılmıştı. Şahiner de bunun üzerine mesciddeki budak deliği üzerindeki araştırmaları derinleştirmiş ve o delikte daha başka tarihî belgeleri de gün ışığına çıkarmıştı.

Hafız Ali’nin yaşadığı evde bir duvar içinde teneke bir kutu içinde bulduğu risalelerin macerasını da anlattı.

“Arayan buluyor” diye açıkladı yaşadıklarını.

Konuşması boyunca yer yer Bediüzzaman’a ait orijinal belge ve fotoğraflar gösteren Şahiner, son zamanlarda Üstadın Rusya’da esir kaldığı yıllara dair çalışmalar yapmakta söyledi.

Necmeddin Şahiner, konuşmasının sonunda, yeni belgelerle zenginleştirilmiş olan Bilinmeyen Yönleri ile Said Nursî isimli kitabının 66’ncı baskısını imzaladı.