Geçtiğimiz günlerde İİKV bir grup Ukraynalı genci ağırladı. İçlerinden biri, Nikita (Mykyta Barkovskyi) yaklaşık bir sene önce Risale-i Nur’la tanışmasının ardından Müslüman olmuştu. (Bkz. http://barlaplatformu.com/2017/09/26/nikita-bu-defa-musluman-olarak-iikvde/ ) Rukiye Bayram, Nikita ile Müslüman olma süreci hakkında konuştu.

Kendinizi tanıtır mısınız?

İsmim Nikita. 18 yaşındayım. Ukrayna’da felsefe ve teoloji bölümünde üniversite öğrencisiyim. Orta okul senelerinden bu yana tüm dinler hakkında araştırmaya meraklıydım. Şimdi bu merakımı üniversitede devam ettiriyorum.

İslâmiyeti kabul etme sürecinizde hangi ilmî kaynaklar size yol gösterdi?

Bizim üniversite düzenlenen bir konferansta iki önemli düşünürün, Bediüzzaman Said Nursî ile Qriqori Skovorodova’nın öğretileri mukayese ediliyordu. O konferanstan sonra ben İslâmiyeti daha güçlü bir şekilde merak ettim ve öğrenmek istedim. Tekrar tekrar ve derinlemesine okumalara başladım ve neticede İslâmı kabul ettim.

İslâmı kabul ettikten sonra dünyaya bakışınız değişti mi?

İslâmı kabul ettikten sonra ben her şeye başka gözle bakmaya başladım. Şöyle ki: İslâma kadar ben bir ağaca bakarken, sadece bir ağaç görürdüm. Ama İslâmı kabul ettikten sonra ağacın bir yaratıcısı olduğunu, dahası tüm dünyanın tek bir yaratıcısı olduğunu görüyorum.

Hiçbir şey boşuna yaratılmamıştır.

Anladım ki ben şu dünyada bir misafirim.

Ne yapmalıyım, ben nasıl yaşamalıyım?

Şöyle söyliyeyim: Ben bir eve misafir olmuşum. Ben nasıl davranmalıyım ki ev sahibi benden memnun kalsın ve onunla güzel münasebetlerim sürsün?

Aynen öyle de hayatımda şu kâinatın, şu sonsuz varlığın Yaratıcısına öyle güzel kulluk etmeliyim, yalvararak duâ etmeliyim ki O benden razı olsun.

Müslüman olmadan önce İslâma dâir düşünceleriniz nasıldı?

Doğrusu Müslüman olmadan önce İslâmiyet hakkında doğru dürüst, bir bilgim-fikrim yoktu.Bütün bildiğim, İslâmın diğer bütün dinler gibi başka bir kültürü, başka bir tarihi olan dinlerden bir din olduğu idi. İslâmı kabul ettikten sonra anladım ki İslâmiyet benzersizdir. Ben İslâma başka bir bakış açısı ile bakmaya başladım.

İslâm selâm demektir, sulh demektir.

İnanıyorum ki İslâmın en önemli bir gayesi, meramı, vazifesi de kâinatta sulhü, barışı temin etmektir.

Tüm İslâm coğrafyası kanlar içindedir.

Sadece İslâm tüm yeryüzüne hakim olmalı ve dünyaya barış ve esenlik nedir göstermelidir.

Risale-i Nur ile ilk kez karşılaştığınızda neler hissettiniz?

Risale-i Nur ile ilk tanışmamda ziyadesi ile etkilenmiştim. Kitaplar hayattan enstantaneler içeriyor. Hayatın neresinde ve kim olduğunuzun önemi yok. Zengin ya da fakir, eğitimli ya da eğitimsiz, güzel veya çirkin, yaşlı ya da genç, kim olursanız olun Risale-i Nur’un herkese bir sözü var. Herkes aradığını bulacaktır.

Ukrayna’da Risale-i Nur ile ilk tanıştığım zaman ve tabii ki yazılanları kendimce okumaya başladığımda ilk olarak anlamaya, idrak etmeye çalıştım. Fakat sonrasında Türkçesinden de okumalarım neticesinde kalbimde hissetmeye başladım.

Bir süre Türkiye’de medresede kaldığınızı biliyoruz. Medrese günleri için ne söylemek istersiniz?

Geldiğim ilk gün medresede akşam dersi vardı. Ders Türkçe olarak yapılıyordu. Dolayısıyla hiçbir şey anlamıyordum. Fakat öte yandan duygularımı cezp ediyordu. Sıradışı bir şeyler oluyordu.

Herkes Risale-i Nur’da sorularının cevaplarını bulabilir. Bir şartla ki kalbinizi, ona açmalısınız.