ŞEYMA GÜR

Canhıraş bir şekilde miyavlayıp duran yavru kedi annesi ile buluştuğunda rahat bir nefes alırsınız. Çok şükür annesi vardır. Allahın izniyle onu besler, korur. Artık kaygı çekmezsiniz.

Akşam evine yemek götürmekte zorluk çektiğini bildiğiniz bir insanın iş bulduğunu öğrenmeniz harikadır, âdeta omuzlarınızdan bir yük kalkmıştır.

Konvoy halinde ihtiyaç mahalline gönderilen yardım tırlarını sanki siz finanse etmişsinizdir. Şükrederek bakarsınız arkalarından.

Hastalar şifa bulduğunda, yoksullar doyabildiğinde, adalet yerini bulduğunda mutlulukla dolar hücrelerimiz.

Çünkü Allah Rahmandır, Rahimdir ve rahimiyetinden bir nasip vermiştir en güzel sanatı olan insana. O nasiple birbirimize şefkat ederiz. O nasip yüzünden iyiliklerle besleniriz.

Ya hidayet?

Bütün nasiplerin en muhteşemi!

İnsanın başına gelebilecek iyiliklerin sultanı!

Dünyalara değer bir nimet!

Vesile olunduğunda bahtiyarlıkların en büyüğü!

O yüzden hidayet nimetine erenleri görmek, bizi sevinçlere gark eder, kalbimizi mutlulukla doldurur.

O yüzden ezanı gözleri kapalı, tatlı bir esintiyi içine çeker gibi tebessümle dinleyen o “ecnebi” kızın tebessümü bizim yüzümüzde parlıyor.

O yüzden 18 yaşında Müslüman olan Ukraynalı Nikita’nın secdesi bizi heyecanlandırıyor.

Nikita!..

2016’da Ukrayna’da İstanbul İlim ve Kültür Vakfının düzenlediği bir toplantı sırasında arka sıralarda oturmuş dinlerken, nasıl bir devlet kuşunun başına konmak üzere olduğunu bilmiyordu. Sonra kendisine küçük bir risale hediye edildi. Bu kitap onu aynı üniversitede Müslüman olan hocasının kapısına götürdü.

“Müslüman olmak istiyorum” diyordu Nikita. Hocası da onu Türkiye’ye, İstanbul İlim ve Kültür Vakfına yönlendirdi. İİKV de medreseye gönderdi.

Medresede bir iki ay kaldıktan sonra, artık bir Müslüman olarak nelerle mükellef olduğunu biliyordu. Namaz sûrelerini ezberlemişti ve beş vakit namazını kılıyordu.

***

Bugünlerde İstanbul yeni hidayet öykülerine hazırlanıyor.

Dünyanın farklı ülkelerinden gelen genç akademisyenler, hocalarıyla beraber, İstanbul İlim ve Kültür Vakfında sabah akşam Risale-i Nur rehberliğinde Kur’an ve Sünneti konuşuyorlar. Tanışıyorlar, kaynaşıyorlar. Hidayetin sıcacık iklimi İstanbul semalarında kol geziyor.

Yaklaşan sempozyumun heyecanı sardı. Misafirler peşpeşe geliyorlar.

Risale-i Nur’un dalga dalga cihana yayılan mesajının akisleri dinlenecek üç gün boyunca.

Sesleri gelmeye başladı bile…