EMİNE EREN

“Allah tevbe edenleri de sever, temizlenenleri de sever.”
Bakara sûresi, 2:222

Bir yaz günü İstanbul’un tepelerinden birinde oturan bir Allah dostunu ziyarete gittim .

Boğaza nazır muhteşem bir manzara karşısında mütevazi bir sedirde oturduk selâm ve hasret giderme faslından sonra bir sessizlik anı oldu . İçime işleyen bakışları üzerimde hissedince bir muhasebe duygusu kapladı içimi. Günahların tehacümüne karşı nasıl korunabiliriz ve nasıl temiz kalabiliriz diye sormayı düşünürken, mübarek yerinden doğruldu, zarifçe ikram ettiklerinden boşalan kapları toplamaya başladı ve bir taraftan da şöyle diyordu:

“Bulaşıkları biriktirmemek lâzım, o zaman iş kolaylaşıyor.”

Sormadan cevabımı almıştım.

Bu dünyada biz insanlar için günahsızlık mümkün değil, ama istiğfar ile günahları biriktirmemek elimizde.

Fakat af kapısının açık olması , temizlenme şansının verilmesi bizim günahlara futursuzca girmemize sebep olmamalı…

Çünkü bunu bize Kur’ân söylüyor : “Ey insanlar ! Rabbiniz karşı gelmekten sakının . Ne babanın evlâdı, ne evlâdın babası namına birşey ödeyemeyeceği günden çekinin. Bilin ki, Allah’ın verdiği söz gerçektir. Sakın dünya hayatı sizi aldatmasın ve çok aldatıcı şeytan da sizi Allah ile aldatmasın.” (Lokman sûresi, 31:33.)

Ve bütün bildiklerimize rağmen günah işlendi ise, ümitsiz olmamak gerektiğini bize yine Rabbimiz haber veriyor:

“De ki: Ey günahta aşırı giderek nefislerine zulmetmiş olan kullarım! Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin . Muhakkak ki, Allah bütün günahları bağışlar; çünkü O çok bağışlayıcı ve merhamet edicidir.” (Zümer sûresi, 39:53.)

Havf-reca dengesiyle istiğfar ne güzel ifade edilmiş yüce kitabımızda…

Aynı zamanda “Dua ve tevekkül meyelân-ı hayra büyük bir kuvvet verdiği gibi, istiğfar ve tövbe dahi meyelân-ı şerri keser” sözünün ifade ettiği hakikati de bu ziyaret vesilesiyle anlamış oldum.