NURHAN DEMİREL

Bir çiçek bir haberdir.

Bize Cenneti anlatır.

Vahdeti temsil eden lâleler,

Peygamber kokulu güller,

Sarmaş dolaş mis kokulu hanımeliler,

Beyaz filbahriler,

Renk renk zambaklar,

Kulağı ezanda akşam sefaları,

Güneşe gülümseyen gün çiçeği ve yonca çiçeği,

Esansın menbaı nilüferler,

Bahar müjdecileri leylaklar, akasyalar,

Kar gibi pak kardelenler,

Muzip çehreli hercai menekşeler,

Açması ile kapanması bir olan mahcup gece misi,

Baş döndüren kokularıyla melisalar,

Geceleri kokuya salan kadife yapraklı mum çiçeği,

Elleri semada dua çiçeği,

Dokunma küser küsben çiçeği,

Limon musun mübarek ıtır çiçeği,

Asil orkideler, bereketli sümbüller, gönül çelen nergisler, karanfiller…

Hepinizi çok seviyorum, çünkü bana Allah’ı hatırlatıyor, Cennetten haber veriyorsunuz.

Esmâ-i Hüsnânın her birisinin kendine mahsus öyle kudsî bir cemali var ki, birtek cilvesi, koca bir âlemi ve hadsiz bir nev’i güzelleştiriyor.

Bir tek çiçekte bir ismin cilve-i cemalini gördüğün gibi, bahar dahi bir çiçektir.

Ve Cennet dahi görülmedik bir çiçektir.

Baharın tamamına bakabilirsen ve Cenneti iman gözüyle görebilirsen, bak gör, Cemal-i Sermedînin derece-i haşmetini anla.

O güzelliğe karşı iman güzelliğiyle ve ubudiyet cemali ile mukabele etsen, çok güzel bir mahlûk olursun. Eğer dalâletin hadsiz çirkinliğiyle ve isyanın menfur kubhuyla mukabele edip karşılasan, en çirkin bir mahluk olmakla beraber, bütün güzel mevcudatın manen menfurları olursun.

— Şualar