Dinlerini oyun ve eğlence edinen, dünya hayatına aldanmış kimseleri bırak. Fakat sen Kur’ân ile öğüt ver ki, kimse kazandığı günahlarla helâke sürüklenmesin. [1] O zaman kişinin Allah’tan başka ne bir dostu olur, ne bir şefaatçisi. Her türlü fidyeyi verse de yine kabul edilmez. İşte onlar, kazandıkları günahlarla helâke düşmüş olanlardır. İnkâr edip durmaları yüzünden onlara kaynar sudan bir içecek ve acı bir azap vardır.

En’âm, 6:70

[1] “Onları bırak” şeklindeki emirden, onlarla beraber olmamak, onlarla düşüp kalkmamak anlaşılmalıdır ki, önceki iki âyet de bu istikamettedir. Yoksa onları uyarmamak, iyiliği teşvik ve kötülükten sakındırma görevini bir yana bırakmak şeklinde bir anlam kastedilmemiştir. Nitekim “Onları bırak” sözünden hemen sonra öğüt verme emrinin gelmiş olması da böyle bir yanlış anlama ihtimalini ortadan kaldırmaktadır.