Onları, tıpkı bağ sahiplerini sınadığımız gibi sınadık. Onlar sabah olur olmaz bağlarının ürününü devşireceklerine yemin etmişlerdi.

Bir istisna da yapmamışlardı.

Onlar uyurken Rabbin tarafından bir âfet orayı kuşatıverdi.

Bağ simsiyah küle döndü.

Sabah olduğunda seslendiler:

“Devşirecekseniz, erkenden ürününüzün başına geçin.”

Giderken fısıldaşıyorlardı:

“Sakın yanınıza bir yoksul sokulmasın” diye.

Erkenden vardılar, yoksula engel olmak ellerindeymiş gibi.

Bir de ne görsünler! “Herhalde biz yanlış geldik” dediler.

“Yok, yanlış gelmedik; mahrum kaldık.”

Aklı başında olanı “Ben size Allah’ı tesbih edin dememiş miydim?” dedi.

“Rabbimizi tesbih ederiz,” dediler. “Doğrusu biz kendimize yazık etmişiz.”

Dönüp birbirlerini suçladılar.

“Eyvah bize,” dediler. “Gerçekten azgınmışız.

“Ama bakarsın, Rabbimiz bunun yerine daha iyisini bize verir. Biz artık Rabbimize yöneliyoruz.”

İşte azap böyledir. Âhiret azabı daha da büyüktür. Keşke bilmiş olsalardı!

Kalem, 68:17-33