ŞEYMA GÜR

Suriyeli bir grup çocukla sohbet ederken onlara sordum: “Türkiye’de en sevmediğiniz şey nedir?”

10 yaşındaki Muhammed, belli belirsiz bir sesle, fısıldar gibi “Çocuklar, Türk çocuklar” dedi.

İçim sızladı!

Ne  yaşamıştı bu çocuk?

Oyuna mı alınmamıştı mahallede?

Okulda yalnız mı bırakılmıştı?

Yetersiz Türkçesi gülüşmelere mi yol açmıştı sınıfta?

Çocuk kalbi ne kırılgandır! Kimbilir neye kırılmıştı bu çocuk?

Evet emniyet, yiyecek yemek, giyecek  temiz giysiler, barınacak ev önemli, ama bu çocuklar için en az onlar kadar önemli olan başka bir şey de kabul görmek, arkadaş edinebilmek.

Kendi yaşıtları ile olacak bu da. Ama biz yetişkinler ortam hazırlarsak, çocuklarımızı onlarla oynamaya teşvik edersek mümkün olabilir. 5-15 yaş aralığında çocuğum olsaydı ne yapar yapar, onu Suriyeli arkadaşlar edindirmeye yönlendirirdim. Oyunun dili en etkili olandır çocuklar âleminde. En kaynaştırıcı, en öğretici, en doğal dil. Onlar bir kez birlikte oynamaya başlasalar pek çok şey kendiliğinden hallolacak.

Ve öğretmenler…

Bilseler ellerinde ne büyük imkân var!

Bir misal: Bir gün bir otizmli öğrencimin devam ettiği anaokulunun önünden geçiyordum.  Çocukları bahçeye çıkarmışlar, oynuyorlardı. Benim öğrencim de aralarında. Malûm, otizm, sosyal becerilerde önemli gerilemelere yol açan bir durum. O yüzden öğrencimin diğer çocuklarla oyun oynaması  çok önemli. Bir süre durup izledim. Benim küçüğüm tek başına kum doldurup boşaltıyordu. Diğer çocuklar ise cıvıl cıvıl birlikte oynuyorlardı. Üzülerek bakıyordum. Birden bir şey oldu. Çocuklar beni fark ettiler. Hüseyin’i izlemekte olduğumu da. Yavaş yavaş Hüseyin’e doğru yöneldiler. Gözleri de bende…

”Hüseyin oynayalım mı?”

“Hüseyin al bak tırmık.”

“Hadi Hüseyin gel bak böyle yapalım.”

Bu benim için çok öğretici oldu. Yetişkin ilgisi çocukları harekete geçirmişti. Üstelik ben onlar için yoldan geçen bir teyze idim sadece.  Hüseyin’e ilgi gösterenin ben değil de öğretmenleri olduğunu düşünün! Çocuklar pervane olurdu Hüseyin’in etrafında.

Sınıftaki Suriyeli çocukla ilgilenmenin, öğretmenin gözünde prim yaptığını gören diğer çocuklar, o Suriyeli çocukla arkadaş olmak için birbirleri ile yarışırlar.

Elinde böyle bir imkân olan ve bunu doğru kullanan öğretmenlere ne mutlu! Hem işlerini yapmış, hem de bir dolu sevap kazanmış olacaklar.