ŞEYMA GÜR

Yaşlanınca karalara bürünmeyeceğim,
Nefes aldığım sürece yaşamaya ve hayatı hissetmeye devam edeceğim.
Köşeye çekilmeyeceğim,
Artık benden geçti diyerek kös kös oturmayacağım.
Son ses müziğimi dinleyip yine eşlik ederek oynayacağım.
Yine yakar top oynayacağım.
Yine süslenip püslenip gezmelerime gideceğim.
“Unumu eledim eleğimi astım” lâflarınızı alın tepe tepe kullanın.
Ben böyle bir kokoş yaşlı teyze olacağım.

Gayet namazında niyazında bir sevgili akrabam yukarıdaki mesajı eğlenceli bulmuş, grubumuzda paylaşmış. Yazıya bir de akla zarar “kokoş teyze” figürü eşlik ediyor.

“Hah!” dedim “Gençler tamam, şimdi sıra yaşlılarda mı?”

Hayatı, en güzel bir İlâhî hediye olarak sevip şükrederek yaşamak tamam. Son nefesine kadar Allah’ın verdiği hayat enerjini, yüzünde tebessümünü korumak, her yaşına râzı olmak güzel.

Ama yaşını ve yaşadıklarını inkâr edercesine, sakil bir gençlik iddiasına da hayır!

Peygamberimiz Efendimiz ikaz etmiş: “Gençlerinizin en iyisi, temkinde ve sefahetlerden çekilmekte ihtiyarlara benzeyenlerdir. Ve ihtiyarlarınızın en fenası, sefahette ve başını gaflete sokmakta gençlere benzeyenlerdir.”(Heysemî, Mecmau’z-Zevaid, X/270; İbn Hacer, el-Metalibu’l-Aliye, III/3; Feyzü’-l Kadîr, 15:776)

Bırakın gönlümüzce yaşlanalım!

Zaten şu içinizdeki çocuğu bi büyütmediniz gitti.

Oysa ne güzeldir yaşlılık!

Gençliğin fırtınaları durulmuş, sorular çokça cevap bulmuş, nice tecrübeler biriktirilmiş, acısıyla tatlısıyla kocaman bir hayat yaşanmış, gözler âhiret yurduna dikilmiş, korku ve ümit arasında kabir hayatı ve sonrası düşlenir olmuş, rahmet-i İlâhiyeyi celbedecek bir acz üzerine sinmiş, duâların makbuliyeti müjdesi alınmış.

Aziz ve şefkatli Üstadım diyor ki:

Ey kardeşlerim ihtiyarlar ve hemşire ihtiyareler! Hadîs-i şerifte vardır ki: “Altmış yetmiş yaşlarında ihtiyar bir mü’min, dergâh-ı İlahiyeye elini kaldırıp dua ederken, rahmet-i İlahiye onun elini boş döndürmeye hicab ediyor.” Madem rahmet size karşı böyle hürmet ediyor, siz de rahmetin bu hürmetini ubudiyetinizle ihtiram ediniz.” (26. Lem’a, İhtiyarlar Risalesi.)

Ne büyük bir ikram: Duâ edeceğim ve geri çevrilmeyeceğimi bileceğim! İnsan daha ne ister?

Büyük kavuşmaya doğru hızla giderken ihtiyacım olan kokoş teyze olmak değil, her ânımı kaçmaz fırsat bilerek, Kevser havuzunun başında dostlarla buluşmayı hayal ederek, yaşadıklarıma hamd ü senâ ile, yaşayacaklarıma hayr olsun niyazı ile, ubudiyetimi takınmaktır.