HATİCE BİNNUR AVAN DEMİRCİOĞLU

İki elim, iki kolum, bacaklarım var
Her insanda bir burun bir de ağız var
Her insanda bir burun bir de ağız var
Sen hiç gördün mü, üç kulaklı bir adam
Sen hiç gördün mü, üç kulaklı bir adam
Olur mu hiç üç kulak dön de aynaya bak, heyy
Olur mu hiç üç kulak dön de aynaya bak

Ne kendinden emin bir şarkı öyle! Kendinden emin ve gururlu, “Olur mu hiç üç kulak” derken, öyle gülerken…

Ne ibretlik bir çocuk şarkısı olabilirdi halbuki!

İki elim nasıl oldu? Hani benim ya; şarkının devamındaki iki göz ve iki kaş gibi bir burun ve bir ağız da…

Nasıl oldu da iki oldu kollar, yine şarkının sonlarına doğru bahsi geçen inci gibi dişler ve bir de çene gibi?

İki kulak nimetine niçin kulak verilmemiş de, üç kulaklı bir adamın olamayacağına vurgu yapılmış?

Organların sayısını çocuklara öğretmeyi hedefleyen bu şarkının devamında “benim bu organlar” vurgusunda bir arıza yok mu?

Elim O’ndan, gözüm O’ndan, başım O’ndan
İnci gibi olan dişlerim O’nun fazlından
Hem iki kulak, iki yanak iki de elim
O’nun rahmetinden
İki olan üç olamayacağından değil
En mükemmelini verdiğinden
Elhamdülillâh….

Arkası böyle gelse, yarım kalan şarkı herhalde hedefini şaşırmamış olurdu.