NURHAN DEMİREL

Bahçe içinde iki katlı olan evimiz, arka bahçeye açılan salonumuz ve önünde balkonumuz vardı.

Babam akşam eve dönünce, akşam yemeği için balkonda yerdeki sininin etrafında toplanırdık.

Mutlaka sofra duası yapardık. Yediveren gülleri ve hanımeli kokuları arasında, kümeler halinde döne döne uçuşan kuşların sesleri içinde yerdik yemeğimizi. Ne yediğimiz değil, kiminle yediğimizdi önemli olan.

Devamlı tebessüm halindeki nurlu yüzü bize şükrü anlatan merhametli babamızla ne yesek güzeldi.

Altı aylıkken yetim kalmış, çok yokluk çekmişti. Ama yaşadıklarını şükür vesilesine dönüştürüp bize anlatırdı güzel babam.

Yemek sonrası akşam namazını birlikte cemaat olup kılardık. Babam beyaz cübbesini giyer, beyaz sarığını takar, öyle dururdu namaza.

Merhametinin bütün tonları yansımış kadife sesi ile kıraatini dinlemelere doyamadığımız, kuş seslerinin ve çiçek kokularının eşlik ettiği, mutluluğumuza mutluluk katan o akşam namazları, çocukluğumun en güzel hatıraları arasında.

Güzel hatıralar biriktirmek lâzım. Yaşarken de, hatırlandığında da bizi mutlu eden hatıralar.