HATİCE BİNNUR AVAN DEMİRCİOĞLU

İçimde bir kelebek var. Kanatları çırptıkça güçlenen, sevgi dolu, muhabbet dolu, sevdiklerimin soluğuyla beslenen bir kelebek.

Kimi büyük, kimi küçük, bir çok kelebeğin elini tuttuğu bir kelebek.

Rengi ayrı, nakışı ayrı, güzelliği ayrı, zarifliği ayrı ama herbirinin muhabbeti aynı, en değerli mücevherlerle boy ölçüşemeyecek kadar sonsuz yâreni olan binbir kelebekten beslenen bir kelebek.

İçimdekinin kanadı incinse kendi kanatlarının altına merhametle alan, gücü tükense, sendelese elini karşılıksızca uzatan, gönlü üzülse tüm şefkatiyle kol kanat geren, gözünün ışığı sönse o sevecenliğiyle renginden renk katan, sevinci olunca yüreklendiren, uçuş uçuş binlerce kelebek.

Kendi uçuşundan feragat eden, duraksadığında karşılık beklemeden kalkmak için yoldaşlık eden, yükselmesine eşlik eden, can olan, cânân olan bir sürü kelebek.

Nerde olsa her ihtiyaç anında duâlarını uçuran, kardeşten öte bir bağla sarıp sarmalayan, içimdeki kelebeğin mutluluğuyla mutlu olmada sınır tanımayan, işte böyle hâlisane bir çok harika kelebek…

Kelebeklerin ömrü kısa derler. Bu kısacık ömrü mûnis hayatlarıyla bâki ömre çevirip, gideceği yerde ebedî hayat arkadaşı olması için dualarıyla, hayırlarıyla elini sıkı sıkı tutan, hiç bırakmayan, ebedî saadetini paylaşmak için fâni dünyada tüm kardeşlerinde fâni olan böyle muhteşem uhuvvete sahip olan seçkinlerce kelebek…