ESRA KÂĞIT

Aziz Üstadım,

Reşhaları okurken, marifet deryasına daldırılıp çıkartılmış dopdolu bir testiye benzettim sizi.

“Testinin içinde ne varsa dışına o sızar” sırrınca, kaleme almış olduğunuz Reşhalardan nurlar nebean ediyor. Okudukça kalbim ve ruhum beslenirken, nurlanıyor ve anlam kazanıyorum elhamdülillah.

Beşinci Reşhada buyuruyorsunuz ki :

“O nuranî şahsiyetin (a.s.m.) nuruyla bak kâinata! Bak neler göreceksin.”

Bakmak istedim basireti zayıf gözlerimle. Görmeyi denedim sizin rehberliğinizde.

Dedim ya, siz lebâleb dolu bir testi, bu âciz ise testinin dışına sızan reşhalardan nasiplenme duasında, لَا تَقْنَطُوا مِن رَّحْمَةِ اللَّهِ ayeti mûcibince ümidini diri tutmaya çalışan bir bîçare…

Üstadım, Risale-i Nur’u okurken âdetâ bir rasathaneye çıkartıyorsunuz bizleri ve herşeyi nuranî gösteren iman gözlükleri hediye ediyorsunuz. O gözlükleri takınca kâinat mâtem-i umumî yeri olmaktan çıkıp mescid-i zikir ve şükür yeri oluyor elhamdülillâh…

Muhterem Üstadım, Risale-i Nur’u tanımadan önce rasathane kelimesi yıkan, darmadağın eden, ağlatan depremleri hatırlatırdı bana.

Fakat sizin bizi davet ettiğiniz rasathane öylesine nurlu ki, oradan temaşa edince kâinattaki tüm harekâtın birer Rabbânî mektup olduğunu görüyor ve hamd ediyorum.

Beşinci reşha rasathanesinde Efendimiz aleyhissalâtu vesselâmın nuru ile baktırıyorsunuz kâinata. Mütalâa ederken kalp ülkesinde hayat bahşeden sarsıntılar meydana geliyor. Bu sarsıntılarla nur-u Muhammedî incileri saçılıyor âlemin her bir köşesine. Her birşey o zât-ı nurânî ile kıymet ve ehemmiyet kazanıyor.

Ve kubbe-i semâda “Eğer bu zât (a.s.m.) olmasaydı kâinat da olmazdı” meâlindeki لَوْلاَكَ لَوْلاَكَ لَمَا خَلَقْتُ اْلاَفْلاَكَ kudsî hadisi çınlıyor. Duyuyor ve itaat ediyoruz.