MEHMET SAYIN

1981 yılının bir Cumartesi akşamı iman hakikatlerini öğrendiğim Risale-i Nur dersine katılmak üzere Beyazıt’taki medreseye gitmiştim. Dersin çıkışında bir seyyar satıcıdan büyük bir hevesle kocaman bir ayva satın alıp ilk ısırığı atacaktım ki, gür bir sesle:

“Hay hayali arkadaşım ne yapıyorsun sen!” diye ikaz edildim.

Bu ses tonunun rahmetli Birinci ağabeye ait olduğunu fark ettim. Ne olduğunu anlayamamıştım.

“Keçeli! Ulu orta böyle ayva yenir mi? Hamile bir kadın görse! Parası olmayan bir gariban görse, canı istese ne yapacaksın? Vebalini nasıl taşıyacaksın?”

Gayr-ı ihtiyarî etrafıma bakındım. Ve ayvayı saklayacak bir yer aramaya başladım.

Birinci ağabey haklıydı. O zamanlar henüz 13 yaşındaydım, çocuk zihnimle bunu düşünememiştim. Ama ondan sonraki zamanlarda bir daha ne ayva ne de başka bir yiyecek, dondurma bile elime alıp sokakta yiyemedim. Ne zaman canım bir şey istese merhum Birinci ağabey aklıma gelir ve vazgeçerdim. Rahmetli Birinci ağabeyin bu ikazı hayatıma yön veren düsturlardan biri olarak hatıralarımda yerini almış oldu.

Daha sonraları ecdadın lokantalara bile gelen geçenin içerdekileri görüp de canı çekmesin diye kalın perdeler çektiklerini okudum, öğrendim.

Merhum Birinci Ağabeyin ne kadar önemli bir ahlak dersi verdiğini bugünlerde daha iyi anlıyorum. Etrafta onca evsiz, barksız ve parasız garibanlar varken, gözlerine sokarcasına uluorta yemek edeplilerin işi olmasa gerek.

Sokak ortalarına yemek masaları hazırlayan lokantaların insanları ne kadar büyük bir vebale teşvik ettiklerini görüyorum.

Hele bir de hazırladıkları yemekleri ya da restoranlardaki ziyafetlerini fotoğraflayıp internet ortamında yayınlayanların neye hizmet ettiklerini hiç anlayamıyorum. Diyebilirsiniz, internette garibanın işi ne? Ama o an imkânı olmayıp da o resme bakanın canının çekmesi vebal olarak yetmez mi?

Hatta pazarda alışveriş yaparken serginin ön tarafında bulunan meyvelerin yerine arkasında göz değmemiş olanları seçmek daha evlâdır diye düşünürüm hep. Büyük bir iştiyakla bakıp da alamayanın gözü onda kaldıysa…

Allah cümlemize ecdadımızın yaşadığı İslâm âdâbını hayatımızda yaşamayı nasip etsin.