BİRCAN ERDEN SAYIN

Ne zaman nahoş davranışlar sergileyen gençleri görüp de öfkelenecek olsam, Üstad Bediüzzaman gelir aklıma. Onun Eskişehir hapishanesinde iken lisenin bahçesindeki gençlere bakıp elli sene sonraki hallerine ağlamasını hatırlarım. “Bu nasıl bir şefkattir?” diye düşünür, kendimi sorgularım.

Geçtiğimiz günlerde Yenikapı’da düzenlenen Gençlik Festivali, bir başka açıdan bu vak’ayı hatırlattı. Ve Bediüzzaman’ın o gün döktüğü gözyaşlarının boşa gitmediğini, gençlerin Risale-i Nur’a olan ilgilerinde görme imkânı bulduk. Birkaç nümune:

İstanbul İlim ve Kültür Vakfı standında küçük Risaleleri karıştırırken “Bunlar ne kitabı?” diye soran 10 yaşlarındaki erkek çocuğa “Kur’an tefsiri” cevabını verince, “Tamam abla, ben bunları okurum” dedi. “Zaten yazın Kur’an kursuna gidiyorum.”

Devlet okullarından birinde görevli bir öğretmen, öğrencilerine dağıtmak üzere çok sayıda Gençlik Rehberi aldı.

Malezya’dan İİKV’ye staj programı için gelen üniversiteli hanım kardeşimiz, henüz öğrenmekte olduğu Türkçe ile standda görev yapmaya talip oldu. Bu arada, ilk defa okuduğu Uhuvvet Risalesi için de “Bu ayeti biliyordum, ama bu tefsiri ilk defa okuyorum, çok güzel” dedi.

Ellerinde “Dert dinlenir” yazılı bir pankartla standımızın önünden geçen bir grup gence Rukiye kardeş “Bu kitaplarda da dertlerin dermanı var” deyince, “O zaman bir pankart daha yazalım, ‘Derman bu kitaplarda’ diye” cevabını verdiler.

İkisi kız, biri erkek 3 lise öğrencisi geldi. Erkek olan Risale-i Nur’dan haberdardı. Kitaplarla alâkadar oldu. Kızlar ise bir an önce gitmek için erkeği çekiştirmeye başladılar. Standda görevli Şükrü kardeş onlara Risale-i Nur hakkında bilgi vermeye başladı.

Erkek olan, “Biraz okudum ama anlamadım” dedi.

“Siz okulda kaç yıldır okuyorsunuz?”

“15.”

“Üniversiteyi de koy 19 yıl eder. 19 yıl okuyup, muhtemelen 25 yaşında para kazanacak bir işiniz olacak. Daha sonra Allah size 50 yıl daha ömür verse, bu 25 yılı, kalan 50 yılda normal standartlarda bir hayat geçirmek için harcıyoruz. Ancak bizim en mühim meselemiz 50 yıldan sonraki hayat. Hepimiz bir gün öleceğiz değil mi? Peki sonra?”

İçlerinden dudağında piercing olan sarışın kızı gözleri yaşaracak kadar duygulandıran bu diyalogdan sonra, gençler, okuma sözü verdikleri birer kitapla standdan ayrıldılar.

“Aaa, bak Bediüzzaman’ın kitapları!” diyerek standdaki Risaleleri birbirine heyecanla gösteren iki liseli genç kız, sonra bize dönüp “Bediüzzaman’ı bize anlatır mısınız?” demesin mi? Az bir zamanda nasıl anlatılırdı ki… Dilimizin döndüğü kadar anlattıktan sonra, kendilerini kitaplara yönlendirdik.

İşte Bediüzzaman’ın kabul olmuş dualarından birkaç nümune…