BİRCAN ERDEN SAYIN

Modern zamanlar insanları öyle bencilleştirdi ki, kendi yakınlarıyla ilgilenmeyi kendilerine yük görür oldular. Kişinin eşine, çocuğuna, annesine, babasına bakıp onların ihtiyaçlarını gidermeye çalışması zahmet halini aldı. Bahane de hazırdır: “Zamanım yok.” Ya da “Aman canım kendime zor yetiyorum!”

Birinci dereceden yakınların yardımlarına koşmak bu kadar zor olunca, konu-komşu, eş dost daha da zorlar insanı… Ama gün gelir de kendimiz başkalarına muhtaç olursak, tanıdıklarımızın hemen bizi arayıp sormalarını, hattâ yanlarımızda olmalarını nasıl da özlemle bekleriz!

Bu durumu düşündüğümde hep Peygamber Efendimizi (s.a.v.) hatırlarım. Kendisi kâinatın efendisidir, âlemlere rahmet olarak gönderilmiş bir peygamberdir. Öte taraftan her beşer gibi onun da sorumlulukları vardır; aile reisidir, eştir, babadır, devlet yöneticisidir… İş-güç desen herkesinkinden daha çoktur. Tüm bunlara rağmen kuşu ölen bir çocuğa taziyeye gidecek kadar zaman bulur, hem de çocuğun üzüntüsünü paylaşır.

Sakın “zamansızlık” problemimizin çözümü burada yatıyor olmasın?

Bizim problemimiz zaman bulmak veya bulamamak değil, Sünnete uymak yahut uymamak meselesi…

Bir niyet etsek Peygamber Efendimizin (s.a.v.) sünnetine uymaya…

O zaman belki de bu güzel halden dolayı zamanımız genişleyecek, yük gibi gördüklerimiz hafifleyecektir.