BİRCAN ERDEN SAYIN

Alışveriş çoğumuzun zevk aldığı bir eylemdir. İhtiyaçlarımızı alabiliyor olmak güzeldir elbet. Hele bir de aynı malı çok daha uygun bir fiyata bulduk mu daha da bir seviniriz.

Geçenlerde girdiğim bir mağazada pek çok şeyin her zamankinden çok daha ucuza satıldığını fark edince bir an benim de gözlerim dört açıldı. Aman ne sevindim. Bir baktım, almayı düşünmediğim, aslında hiç de ihtiyacımın olmadığı eşyalara bile yönelir olmuşum. Ucuzdu ama bedava da değildi hani. Olsun yine de ucuza alıyor olmak insana heyecan veriyor. Bu durumdan yakınlarımı da haberdar etmeliydim. Onlar da bu kampanyalardan faydalanmalıydılar.

Daha başka ne var diye tüm mağazadaki indirimleri keşfetmeye heyecanla çalışırken bir an kabir âlemi aklıma geldi. Öyle ya, oraya vardığımda buradaki ihtiyaçların hiçbirine gerek kalmayacaktı. Ve oraya çokça yatırım yapmak lâzımdı. Fakat o âlem için de böyle bir derdim var mı?

Yok, ama olmalıydı.

Derken, aklıma oralar için de kampanyaların birbirini takip ettiği bir mevsimin içinde olduğumuz geldi. Bu kampanya aylarında da tıpkı o mağazada gösterdiğim performansı gösterebilmeliyim. Hem bu kampanyaların tekrarı olmayabilir. Bir dahakine yetişemeyebilirim. Üstelik o manevî kampanyalara dair kesin haberler de en güvenilir kaynaklardan geliyor.

Haydi o zaman, kazancı yüzlere, binlere, on binlere katlayan ve adına “Üç Aylar” dediğimiz bu kampanya mevsiminden çokça istifade edebilmenin yollarına bakmaya…