TÜRKMEN AY

Bir arkadaşımla Barla Lâhikasını okumaya karar vermiştik. Günde birkaç sayfa okuruz diyorduk. Ama başlayınca öyle olmadı. Tabiri caizse heyecanlı bir roman okur gibi okudum ve kısa sürede bitirdim.

Üstad ile abilerin birbirlerine olan hitapları beni çok etkiledi. O kadar nezih ve lâtif, güzel ve hayret verici ifadeler ki!  “Üslûb-u  beyan aynıyla insan” demişler.  Ya da Mevlânâ’nın dediği gibi “testinin içinde ne varsa dışına o sızar.” Güzel’i görüp, güzel düşündükleri her cümlelerinden anlaşılıyor.

En cok etkilendiğim ifadelerden birisi Üstadın bir mektubunda kullandığı “medar-ı tesellilerim” tabiri oldu.

“Ey bu dâr-ı fânide medar-ı tesellîlerim, bu diyar-ı gurbette enîslerim ve esrar-ı Kur’âniyede beni iştiyaklarıyla konuşturan zeki, ferasetli muhataplarım” diyordu.

Üstüne bir eğitim sistemi inşa edilecek cümleler.

Öğretmenleriniz size böyle hitap etti mi? Benim etmedi  ya da hatırlamıyorum. En güzel cümleleri “aferin”le başlardı.

Üstteki cümlelerde ise muhataplarına itimad var, inanç var, sevgi var, teşvik var, belki daha başka anlamlar da var.

Abiler bu mektubu okuduklarında neler hissettiler acaba? Bilmiyorum. Kendimi haddim olmayarak bu mektubun muhatabı gibi düşündüğümde çok heyecanlandım. Kendimi çok önemli biri gibi hissettim.

Üstad Hazretleri bu ifadelerle kendi gözünde sizin ne kadar kıymetli olduğunuzu anlatırken, aynı zamanda Allah katında da kıymetli olduğunuzu hissettiriyor. Rabbiniz için kıymetli olduğunuzu anladığınızda kendiniz için de kıymetli oluyorsunuz.

İnsanın kendi kıymetini fark etmesiyle bir anda dünyası değişiveriyor.

Bu güzel cümlelerin muhatabı olmak ve Üstad Hazretlerinin “medar-ı tesellisi” olmak duasıyla.

2 YORUMLAR