ŞEYMA GÜR

Rabb-i Rahimim sırf mü’min olduğum için bana uçsuz bucaksız bir hesap açtı: Mü’min kardeşlerime nihayetsiz duâ hesabı.

Limit yok!

Zaman-mekân kaydı yok!

Seslendirme mecburiyeti yok!

Sessiz ve gıyâben olan daha makbul.

Üstelik kabul göreceği va’di ile birlikte.

Hem de en hızlısından!

Böylece bütün hastalara, bütün borçlulara, bütün dertlilere,

Arkadaşımın işsiz kalan eşine duâ edebilirim.

Sözcükler bir türlü dudaklarından dökülemeyen o çocuk için duâ edebilirim.

Onun uykusuz anne babasına..

Annesinin sürdüğü bebek arabasında, etrafı seyrederek yatan o bebeğin geleceği için duâ edebilirim.

Evlerinde huzuru kaçmış o karı koca için duâ edebilirim.

İçindeki gelin ve damadı geleceklerine doğru götüren gelin arabasının arkasından iki dünya saadetleri için duâ edebilirim.

Metroda bana yer veren genç için içimden, o duymadan, bilmeden, ummadan duâ edebilirim.

Çarşılarda, pazarlarda esnaf için bereket,

Yöneticilerimiz için adalet, basiret, feraset, dirayet,

Gençlerimiz için hidayet duâsı edebilirim.

Değil mi ki Rabbim bana imkân vermiş.

Ve ömür dakikalarım kadar imkânım varken,

“Duâ, mü’minin silahı, dinin direği, göklerin ve yerin nurudur” (Hakim, Müstedrek, 1:492) buyuran Sallallahu Teâlâ aleyhi ve Sellem Efendimiz için salât ü selâm edebilirim.