MEHMET SAYIN

Eskiler bilirler. Mahalle camiinin müdavimlerinden biri vakit namazına gelmezse cami imamı bütün cemaati toplar o şahsın evine geçmiş olsuna gider, durumunu öğrenirmiş…

Gelgelelim zamanımızda aynı cemaate mensup, aynı yola baş koymuş kardeşler dahi telefon edip haber vermeden birbirine gidemez oldu. Diğer taraftan da insanlar öyle çok da birbirlerinin hal hatırlarını merak etmez oldular. Çünkü çok kişiden duyarız ya “Aman benim derdim bana yetiyor, işim de başımdan aşkın, yetişemiyorum canım…”

Teknoloji demek ki her zaman nimet değil bazen de nikmet oluyor.

Çok uzak zamana gitmeyeceğ,im 1970’li yıllarda Almanya’da dahi telefon pek revaçta değildi, her evde de bulunmazdı. Dolayısıyla haberleşme imkânı kısıtlıydı. Buna rağmen çoğu Türk aileler birbirlerinin evlerine – yanlarına çocuklarını da alarak – çat kapı giderlerdi. Çocukluğumun en güzel hatıralarındandır bu hâller. Nasıl unuturum ki ev sahibinin o durum karşısındaki memnuniyetten mest oluşunu. Ev sahibi mutlu, misafir mutlu, biz çocuklar daha bir mutlu… Hattâ bazı zaman da o aileye gitmeye fırsat olmazsa onlar merak etmeye kalmadan bizim kapımızı çalarlardı.

Çocukluğum dediğim gibi Almanya’da geçti. Arkadaşlarım sadece yaşadığım şehirde değildi, başka şehirlerde de vardı. Hatta bu şehirlerin bazıları bizim yaşadığımız şehre oldukça uzaktı. O yıllarda bu uzun mesafeler Almanya’da bile dostluklara mâni değildi. Şimdilerde ise aynı apartmanda oturanlar birbirini tanımaz oldu.

Şimdi bakıyorum da teknoloji ve yaşadığımız çağ aileleri ufalttıkça ufaltmış, evler genişlemiş ama dost ziyaretlerine bile mahal bırakmamış. Oysa bizim evimiz sadece elli üç metrekareydi. Sadece bizim değil birçok aile o standartlarda bir evde sığıyordu. Evler küçük ama yürekler genişti… Ve de dostluklar sanal değil gerçekti. İçinde bulunduğumuz şartlarda sosyal medya üzerinden herkes birbiriyle çok iyi dost görünüyor ama maalesef gerçek yaşamda öyle değil.

İyi de biz bu şartlara mutlaka boyun mu eğeceğiz yoksa dostluk ve kardeşliğimizi pekiştirmenin yollarının çaresine mi bakacağız.

Eğer eskiler imkân bulup bu kardeşliği bu dostluğu yıllarca devam ettirebilmişse bizim neyimiz eksik acaba?