Bir kelebeğin kokusunu, başka bir kelebek kilometrelerce uzaktan alır.

Bir çiçek açtığında, o çiçeğin böcekleri de bundan haberdar olur.

Yeryüzünün bir köşesinde insanlar bir araya gelip de Allah’ın kitabından birşeyler okuduklarında, gökyüzündeki melekler haberi hemen alır.

Haber alanlar, haberin geldiği yere üşüşürler.

***

Bir bahar sabahı, Anadolu’nun kuş uçmaz, kervan geçmez bir kasabasında Risale-i Nur’un ilk satırları kâğıda dökülmeye başladığında, bazı ruhlar bunu hissetmekte gecikmedi.

Oysa bu satırların müellifi, her türlü haberleşme imkânından yoksun kalsın diye buraya sürülmüştü. Sürekli gözetim altındaydı; kendisiyle selâmlaşmak için bile büyük tehlikeleri göze almak gerekiyordu.

***

Risaleler birer birer telif edildi.

Her bir risale, onu iştiyakla bekleyenler için bir büyük müjde idi.

Her kelimesi, Cennet şerbetleri gibi içilerek okundu risalelerin.

Okunmakla kalmadı, yazıldı.

Tek tek yazılarak çoğaldı risaleler.

Önce yüzler, sonra binler, sonra yüz binler oldu.

El altından yurdun dört bir yanına yayıldı.

***

Bu işte akılların çözemediği birşeyler vardı.

Risale-i Nur, insanları nasıl kendisine çekiyor, nasıl etrafında pervane ediyordu?

Onu bir okuyan, niçin okumaya doyamıyordu?

Onun âlemine giren, niçin bir daha çıkmak istemiyordu?

O kelimeler, o cümleler, o ifadeler, insanları nasıl kendisine pervane ediyordu?

İşte, Risalelerdeki o benzersiz ifadelerin büyüsüne kapılıp da kendilerini başka bir âlemde bulan bahtiyarların kalemlerinden dökülen sürur ve coşku dolu ifadelerden birkaçı:

***

Bir şey için yaşıyorum

Ben artık bir şey için yaşadığımı zannediyorum. O da, Üstadım olan dellâl-ı Kur’ân’ın vazife-i memure-i mâneviyesini ifâda kendilerine pek cüz’î bir yardım ve Kur’ân hesabına cüz’î bir hizmetkârlıktan ibarettir.
Hulûsi Yahyagil

Güller açıyor

Aziz, büyük Üstadım,
Bu risaleleri okudukça ruhum güller gibi açılıyor, hayat-ı fâniyeden gelen âlâm ve meşakkati kaldırıp atıyor.
Sabri Arseven

Herşey mûnis bir arkadaş

Şu Söz öyle bir hakikati ders veriyor ki, daha insana yabancı ve bilinmesi mümkün olmayan birşey kalmıyor. Her gördüğü, mûnis bir arkadaş oluyor. . . . Cenab-ı Hak bu kıymetli eserleri kıyamete kadar mü’min kullarına yetiştirsin.
Hafız Ali

Yazın, okuyun, imanınız yükselsin

Madem Risale-i Nur’un tesiri bu kadar kuvvetlidir; ben yazmaya karar verdim. . . . Ey Müslümanlar, manevî yaralarınıza ilâç ararsanız, Risale-i Nur’da vardır. Yazın, okuyun; imanınız o kadar teâli edecektir, hiç şüphe etmeyiniz.
Hacı Osman

Hangi akıl buna göz yumar?

Şu dünyaya, şu zamana çöken zulmet ve gaflet perdelerini Sözleriniz yırtıyorlar, parçalayıp o zulmeti ve gafleti dağıtıyorlar. Hangi akıl var ki, hakikat perdesini görüp de, o hakikat perdesinde nur-u hakikat parlarken, onlara gözünü yumup zulmet perdesine atılmış olsun?
Müzeyyene

Hakikat fışkırıyor

Risale-i şerifeler hakikat fışkıran, nurlar saçan bir feyizdir. Şu kadar diyebilirim ki, ehl-i dalâlet ve bid’aların en ileri gidenleri ve mülhidlerin en şenîlerini bile imana getireceğine kanaatim var; yeter ki ruhuna nüfuz edebilsin.
Binbaşı Âsım

Sözler’i dinleyen mest oluyor

Biz Hakkı Efendiyle ittifaken deriz ki:
İçindeki hakikatler cerh edilmez; içinde lüzumsuz birşey yok, zararlı bir kayıt mutasavver değil. Dikkatle dinleyenler, Allah tevfik verirse, imanını kurtarabilirler. Bu hakaikle Avrupa ehl-i dalâletine de meydan okunur fikrindeyiz.
Hulûsi Yahyagil

Bir pencere açıldı

Şimdiye kadar bilmediğim ve görmediğim nuranî ve pek kesretli sürur-u mânevîyi ihtiva eden bir pencere bugün kalbimde açıldı.
Zühdü Efendi (Sabri Arseven’in amcazadesi)

Altınla yazılacak eserler

Altın yaldızla yazılması lâzımgelen eser-i âlînizde, Resul-i Müctebâ Aleyhi Ekmelü’t-Tehâyâ Efendimiz Hazretlerine dil uzatan hâin-i bîdin olan mülhid hâinlerin kuruyası dillerini, inâyet-i İlâhiye ve ruhaniyet-i Peygamberî ve şeriat kılıcıyla kesmeye muvaffak olduğunuz şu eser-i bergüzîdenizi Cenâb-ı Hak ind-i İlâhîsinde ve nezd-i Peygamberîde kabul eylesin. Şefâat-i Nebeviyeye efendimi ve fakiri de nâil eyleyip, sancak-ı Muhammedî (a.s.m.) tahtında cümlemizi ihvanlarımızla beraber haşreylesin. Âmin.
Şamlı Hafız Tevfik

Yeni bir hayat bahşetti

Bugün istinsahına muvaffak olduğum i’câz-ı Kur’ân’ın bu biçare talebenize bahşetmiş bulunduğu nihayetsiz füyûzat, mevte mahkûm ruhuma öyle bir tabib‑i hâzık ameliyatı yapmış ki, mübtelâ olduğum emrâz-ı kalbiyeyi tedavi ve yeniden hayat bahşetmiş olduğundan, arz-ı minnetdârî eyler ve bu bînazîr mücevherat mahzeninin diğer renkli kapılarının da açılmasını âcizâne istirham eylerim.
Küçük Hafız Zühdü

***

— Barla Platformunun “Nura Uçan Pervaneler” adlı sergi katalogundan