Kadî İyaz’ın ünlü Şifa-i Şerif adlı eserini tercüme ve şerh eden hadis âlimi Prof. Dr. M. Yaşar Kandemir, bu müstesna eser hakkında bilgi veriyor. Eserin girişinde yer alan açıklamalardan kısa bir bölüm:

Şifâ-i Şerîf nasıl bir eserdir ?

Tam adı “eş-Şifâ bi-ta’rîfi hukuki’l-Mustafâ” olan eser, Türk-İslâm dünyasında Şifâ-i Şerîf diye şöhret bulmuştur. Kadî İyâz, dünyaca ünlü bu eserini Peygamber muhabbetini güçlendirmek ve Resûl-i Ekrem’in Müslümanlar üzerindeki haklarına belirlemek maksadıyla kaleme almıştır.

Müellifimizin İslamî ilimlerdeki üstünlüğünü bilenler, ondan Resûl-i Ekrem’in yüceliğini, ona gösterilmesi gereken saygıyı, bu saygıda kusur edenlerin durumunu ortaya koyan ve İslâm ulemasının bu konulardaki görüşlerini bir araya getiren bir kitap yazmasını ısrarla istemiş, o da bunun üzerine Hicrî 535 (Milâdi 1140) yılında Şifâ-i Şerîf’i kaleme almaya başlamış, bu eserde Fahr-i Âlem Efendimizin Müslümanlar üzerindeki haklarını göstermiş, Müslümanların onu en derin duygularla sevip ona en üstün saygıyı göstermekle mükellef olduğunu ortaya koymuştur.

Şifâ, yazıldığı tarihten itibaren İslâm dünyasında büyük ilgi görmüş bu sebeple, üzerinde şerh, hâşiye, ihtisâr ve muhtelif dillere tercüme şeklinde pek çok çalışma yapılmış, medreselerde öğrencilere, câmilerde halka okutulmuştur.

Şifa-i Şerif okuma geleneği

Özellikle kuzey Afrika ülkelerinde Şifâ-i Şerif’e ayrı bir önem verilmiş, düşman tehlikesi veya müzmin bir hastalık korkusu hissedildiği zaman Şifâ-i Şerif’i okuma gelenek hâlini almıştır. Faslı hadis âlimi Muhammed ibni Ca’fer el-Kettâni, er-Risâletü’l-müstetrafe adlı eserinde Şifâ-i Şerif’in bu faydasının tecrübe edildiğini söylemektedir. İşte bu sebeple Kuzey Afrika’da, amansız hastalıklardan ve âfetlerden korunmak için evlerde Şifâ-i Şerif bulundurulması âdet olmuştur.

Tehlike zamanında Şifâ-i Şerif’i okuma âdetinin diğer İslâm ülkelerinde de mevcut olduğu anlaşılmaktadır. Nitekim Sultan Abdülhamid’in sürgünde bulunduğu günlerde, Çanakkale savaşlarında zafer kazanılması için Şifâ-i Şerif’i okuduğu ve bundan dolayı etrafta tarif edilemeyecek kadar latîf kokular hissettiğini söylediği, bunu da düşmanın Çanakkale’yi geçemeyeceğine işâret olduğunu belirttiği görülmektedir.

Eserin Mağrib’de, kolayca okunabilmesi için, tıpkı hatim cüzleri gibi otuz cüz hâlinde yayımlandığı, Cezayir’de askerlik görevini yapacak olanların Sahih-i Buhari ve Şifâ-i Şerif üzerine yemin etme geleneğinin devam ettiği belirtilmektedir.

Osmanlıların Şifâ-i Şerif’e İlgisi

Başbakanlık Osmanlı Arşivindeki pek çok belgede görüleceği üzere Osmanlı ülkesinde Şifâ-i Şerif adıyla bilinen esere hem devlet hem halk tarafından büyük ilgi gösterilmiş, Şifâhan adıyla Şifâ-i Şerif müderrisleri tâyin edilip onlara maaş bağlanmış, biri vefat edince yerine yenisi atanmış, bunların zaman zaman maaşları yükseltilip, ayrıca devletin ve vakıfların desteğiyle Asâkir-i Şâhâne ve  Donanmâ-yı Hümayun’un selâmeti için Ravza-i Mutahhara başta olmak üzere, Bâb-ı Seraskeri, Bâb-ı Fetvâ, Fâtih Câmii gibi Türkiye’nin pek çok câmiinde Şifâ-i Şerif kırâat edilip Şifâ hatimleri yapılmıştır. Hattâ eşkıyâ ile karşılaşan Osman Paşa’nın zafer elde etmesi için bazı dergâhlarda kelime-i tevhid ve Şifâ-i Şerif okutturulmuş, bunun Enderun’da da tertiplenmesine karar verilmiştir. Eser, günümüzde de muhtelif İslâm ülkelerinde ve Türkiye’de camilerde halka okutulmaktadır.

***

Esere ulaşabileceğiniz adres:

http://www.tahlilyayinlari.com/sifa-i-serif-serhi-luks-termo-deri-kapak-3-cilt-mehmet-yasar-kandemir-p50.html